Pazar , 23 Eylül 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 122448  
 TOPLAM 637652680  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Yekta Güngör ÖZDEN- E.Anayasa Mahkemesi Bşk.
Yazara E-Posta Gönder
İŞTE TÜRKİYE EY SAYINLAR!..

Başbakanın ABD Başkanı Obama’yla görüşme isteğinin yerine getirildiği haftada Türkiye, domuz gribi aşısından sonra önceki kuvvet komutanlarının Ergenekon soruşturması kapsamında sorgulanmaları yanında Apo’nun Ymralı yerleşkesine ilişkin santimetrekare kriziyle çalkalanmaktadır. PKK örgütünü kurduranlarla destekleyenlerin, Türkiye içindeki uzantılarıyla yandaşlarının amaçlarını ve neler istediklerini iyice saptamadan, bunların beklentilerini karşılayacak ödünlerin ölçüsünü ve sınırını belirlemeden, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında vurgulanan ilkelerle bağdaşıklık gözetilmeden açılım kararıyla prim yapmak isteyenlerin büyük yanılgısı her gün ayaklanma-başkaldırma olaylarıyla faturaları ağırlaştırmaktadır. Andlarına aykırı davranışları açık olan milletvekillerine ilişemeyen, devletinin bayrağını koruyamayan yönetim dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. Diyarbakır, Mardin, Hakkâri, Batman, Mersin ve Ystanbul’da bahaneyle sokağa dökülüp her yere saldıran PKK’lıların varlığı yadsındıkça, Türk Bayrağı asılı yerleri ve devleti temsil eden kolluk güçlerine saldırılarına etkin işlem uygulanmadıkça daha yaygın, daha büyük, daha sakıncalı olaylarla karşılaşılacağı kaçınılmazdır. Bugüne kadar yaşanan olaylara ilişkin kestirimlerimizin doğru çıkması halkın içinde gerçeklerle içiçe olmamızdandır. Hiçbir pişmanlık, özür dileme, bağışlanma, düzelme sözü verilmeden, üstelik yürürlükteki kurallara aykırı salıverilmeler terörle sonuç almak isteyenleri şımartmıştır. Cezaların artırılması suçları azaltmaz ama indirilmesi de büsbütün şımartır. Taş atan çocukların, indirim-bağış söylentilerinden sonra, artması ilgilileri uyarmalı, başka önlemlere yöneltmelidir. Ayaklanma, kundaklama olaylarının, Serap Eser’in ölümüyle Reşadiye’deki şehitlerin sorumluları DTP ve iktidardır. Ynatları sürüyor. Obama da bizim için olumsuz her şeyin destekçisi.


Başı belirsiz, ucu açık “açılım”ın sonuçları kargaşası kentleri savaş alanına çeviren ayaklanmalarla ortadadır. Kolluk güçlerinin arkadan çevirip yakalama yöntemlerine başvurmadan basınçlı su ve biber gazıyla önlemeye çalıştığı olayların yarın nasıl gelişeceği iyi kestirilmelidir. Gerçekleşmesi olanaksız istemlerle bunları yüreklendiren iktidardaki kimilerinin söylem ve eylemleriyle sayfalarını, ekranlarını, mikrofonlarını bunlara açan çıkarcıların, kürsülerinde konuşturan üniversite sorumlularının payı büyüktür. Kanımızca ayaklanma olayları yönetimin eseridir. Yçte ve dışta yurttaşlar arasındaki eşitlik yetirince anlatılıp savunulmamakta, somut kanıtları verilmemekte, yalanlar, yakıştırmalar ve abartılar gerçek sanılmaktadır. İabancıların ve sözde dostların işine gelen bölünüp parçalanmayı içimizdeki sapkınlar da bilimsel sanlarından utanmadan, demokrasi ve insan haklarını sömürerek savunmakta, tarikatçılık ve ümmetçiliği inanç sömürüsüyle sürdüren iktidar kesimi de gerekli işlemleri yaptırmayıp yalnız karşıtlarını sindirip silmeye çalıştığından doyurucu bir sonuç alınmamakta, huzursuzluk giderek artmaktadır. Bu olumsuzluklara değinip önlenip giderilmesini isteyenler de suçlanmaktadır. Açılımı yetersiz bulan bölücüler Anadolu içinde askerlerimizi şehit ediyor.

Onbinlerce insanın ölümüne neden olan, cezası kesinleşen ağır suçlu suçsuz kişilerle bir tutulup konuk edilmekten öte, salıverilmesi istenerek övülmektedir. ?ehit aileleri derneklerine ve Türk Silâhlı Kuvvetlerine saldırılarak ulusa yönelik kötülük ve sapkınlık desteklenip yinelenmektedir. Terör örgütünün saldırılarıyla şehitler verilmektedir. Emniyet binalarına saldırıya öğretmenevine saldırı eklenmiştir. Bu olayları olağan karşılayıp “Provokasyona gelmeyin!” öğütleriyle yetinmek yönetimin eski dille “zaafı ve aczi”dir. Aklı başında hiç kimse oyuna gelmez, kışkırtmaya kapılmaz. Ancak, Yzmir ve Çanakkale olayları gibi son saldırganlıklar, yüzleri maskeli militanlar, teröristler de gösterdi ki olaylar geçiştirilecek boyutu aşmıştır. Verilecek bir ödün yeni isteklere ve olaylara yol açacak, asla açılım olmayacaktır.

Ulusal bilinçten yoksun medya kesimi yargıya saldırılara araç olmaktadır. İargıtay’da mezhepçilik söylentisine yer vererek ülke düzeyinde büyük yaralar açma olasılığını gözardı ederek ne yaptıklarını bilmeyecek bir aymazlık içindedir. Mezhep ayrılıklarının kararları etkileyecek bir örgütlenmeye dönüştüğü savının sahipleri saplantılılar ve sapkınlar olabilir. Demokrasilerin en sağlıklı güvencesinin hukuk-yargı-adalet olduğunu unutanlar iktidar yandaşlığının yansıdığı işlemlere baksınlar. Kalemşörlük âdi silâhşörlükten iyidir. Ahlâksızlar, insanlığı, hukuku, Türkiye’yi, Türklüğü, Atatürk’ü savunanlara “nazi” diyen aşağılıklar, tazminatla uslanmayanlar, salyalarıyla dolaşıyor.

İaşam koşullarıyla alay edercesine savunulan olumsuzluklar, ülke gerçekleri, memur, işçi, emekli, öğrencinin sorunları katlanılması güç durumlar, taşınmakta zorlanılan yükler devlete, rejime, demokrasiye olan inancı ve güveni sarsmaktadır. Siyasal kesimin olanakları, milletvekili ödenek ve yolluklarıyla öbür katkıların toplamı, bunların ulusal gelir karşısındaki oranı ürperticidir. Bir meslek olmayan milletvekilliği, memurluk asla değilken, ayrıldıktan sonra bile yakınlarıyla birlikte devletin cömert sunuşları içindedirler.

Tüketiciler, memurlar, işçiler, emekliler, özürlüler, herkes alanlarda ve yollarda. Demokratik tepkilerini açıklayanlar coplanırken kentlerin altını üstüne getirenler basınçlı suyla serinletiliyor. İakınmaları dinleyen yok. Sorular yanıtlanmıyor. Ystenen işlemler uygulanıyor, istenmeyenler sümenaltında bekletiliyor. Belediyelerin tutumları, uygulamaları ortada. Üst kurulların çalışmaları, yetkililerin durumları tepkilerle karşılanıyor. Hastane kapıları, adliye koridorları dolu. Trafik kazaları ve suçlar almış başını gidiyor. Nutuklar veriliyor, toplu açılışlar yapılıyor, temeller atılıyor, birçok şey de satılıyor. Bağımsızlık, özgürlük, ulusal egemenlik, tekil devlet, yargı gücü tartışılıyor. Yşte en öndeki sorumluları sizlerin olduğu Türkiye! Başta yöneticiler, siyasetçiler, partililer, sözde aydınlar! Yşte eseriniz!

İönetim, hukukdışı olaylar karşısında devlet gücünü göstermekten kaçınıyor. Kendi kafasındaki amaca ulaşmak için engelleri azaltmak istiyor. Silâhlı Kuvvetler, yargı ve üniversiteyle uğraşırken başkalarını da karşısına almak istemiyor. Bu çekingenlik bölücülerin işine yarıyor. ?imdi DTP’nin kapatma dâvası gecikmiş olarak ele alınıyor. Bu yazının kaleme alındığı günde oturum başlamamıştı. Başbakan, kendilerinin de anayasa dışı eylemleri olabileceği için (önceden hükümlüler) parti kapatmaya karşı çıkıyor. Bu konuda ABD’ne giderken söyledikleri mahkemeye etki sayılır. Zaten, işlerine gelen kararı veren mahkemeler onlar için yargı, tersine karar verenler yargı değil. Kendilerine göre demokrasi, din, lâiklik anlayışları gibi kendilerine göre de yargı var ya da yok. Mahkeme kapatma kararı vermese kürtçüler daha azacak, azgınlaşacak, şımaracak. Kapatma kararı verse ayaklanma olayları şiddetlenecek. Başta devlet disiplinine ağırlık verilseydi bunların hiçbiri olmazdı. Mahkeme olacağı-olmayacağı düşünmez. Hukukun gereği neyse ona karar verir. Beklemek, sonuç beğenilmeyip eleştirilse bile saygıyla karşılamak gerekir. Hukuk devleti olmak, Türk olmak gibi, kolay değil.

Ulus devlette böyle bir yanlı açılım olmaz. Kürtçülerin ne istediğini bilmeyen-anlamayan siyaset yapmasın. Artık gün gibi her şey ortada. Beklentilerin gerçekleşmeyeceğini anlamaya başlayan PKK cephesi giderek sertleştirdiği olaylarla, öne çıkardığı çocuklarla, gizli militanlarının yer aldığı kitle örgütleriyle olayları tırmandıracaklar, Reşadiye’de şehit düşenler için önceki yıllarda şehit olan 33 eri devletin ya da derin devletin öldürttüğü yalanı gibi yine PKK’nın üzerinden almaya çalışacaklardır. “Provokasyon” savunmalarına tehditleri de eklemekten geri kalmayacaklardır. İakıp yıkmaları bir yana devletin terör örgütünü ve örgüt başını muhatap almasını istemeye devam edeceklerdir. İurttaşlar arasında bir ayrım yok, kürt kökenliler ayrı kesim ya da azınlık değil ki devletin karşısında onlar da tarafmış gibi davranış istesinler. Artık ne istediklerini bilemez duruma geldikleri gibi varlık göstermek için her yola başvurmaktadırlar. “Dağa çıkmak”

tan “olayların artacağından” söz eden milletvekillerine gereken yanıt verilmemektedir. Yktidar, muhalefeti suçlamakla yetinmekte tehdit edenlere dokunamamaktadır. Hükûmet sözcüsünün iyi niyetli “Batasuna” anımsatması bile kanlarına dokundu. Oysa Anayasa Mahkemesi’nin bırakınız hiçbir mahkemeye etki yapılma, yapılsa da aldırılmaz. Mahkemenin nasıl karar vereceği kestirilemez. Karar uygun bulunmasa eleştirilir ama saygıyla karşılanır. İÖK’ün yargı kararını tanımayacağını, bildiğini okuyacağını söylemesi anayasa yargısında hiçbir önem ve değer taşımaz.

?ehitlerin cenaze törenleri yine yürek yakan görünümlerle geçecek, yine “?ehitler ölmez, vatan bölünmez!” sesleri yükselecektir. Toplum, demokratik tepkilerini, burun kanatmadan, cam kırmadan, taş atmadan ortaya koymayı başaramadıkça iktidarı da, muhalefeti de özlenen-beklenen çizgiye çekemez. Ylerici bilinen gazetelerde PKK yandaşlarıyla röportajlar yayımlanıyor, görüşlerine geniş yer veriliyor, onları savunan yazarlara sütunlar, sayfalar ayrılıyor. Toplumsal barışı yıkanlar övülüyor. Erzincan Başsavcısı’yla Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı’na, İARSAV önceki Başkanı’na görülmemiş işlemler uygulanıyor, medya iktidarın kollarında. Ergenekon olayında adı geçen emekli komutanlar serbest kalıyor, rektörler, aydınlar, yazarlar tutuklu. İasal koşullar gözetilmiyor. Kışkırtıcı medya ve iktidar desteği aldırışsız sürüyor. Karanlık koyulaşıyor. Yşte Türkiye! Bu Atatürk’ün kurduğu amaçladığı Türkiye mi?

Kitaplar

ÇEV (Çağdaş Eğitim Vakfı) Başkanı Gülseven Güven İaşer’in Togan İayınları’ndan çıkan “Ufkun Ötesinde Ne Var?” adlı yapıtı son yılların düşündüren ve üzen kimi olaylarının içyüzünü anlatıyor. Geriye gidişi nedenleri ve sorumlularıyla açıklıyor. Emekli Kurmay Albay Dr. Oğuz Kalelioğlu’nun Bilgi İayınları’ndan çıkan “Tarih Boyunca Türk-İunan Ylişkileri ve Megali-Ydea” adlı yapıtı da uluslararası sorunlarımızın en önemlileri konusunda doyurucu bilgiler veriyor. Okurlarımıza salık veririz


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   22/04/2010 - DOYUMSUZ SİYASET...
   22/04/2010 - ATATÜRK VE CUMHURİYET...
   07/04/2010 - YOLUNUZ AÇIK OLSUN
   15/03/2010 - SÖYLEM VE EYLEM!..
   09/03/2010 - DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ!..
   01/03/2010 - DEMOKRASİ TERBİYEDİR...
   22/02/2010 - YARGIYA SALDIRI!..
   18/02/2010 - KARMAŞA!..
   10/02/2010 - SENARYOLAR...
   05/02/2010 - ŞUBAT'I KARŞILARKEN...
   31/01/2010 - 2010 GÖRÜNÜMÜ...
   17/01/2010 - TELAŞ!..
   09/01/2010 - AÇILIM MI DEDİNİZ?..
   22/12/2009 - GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ...
   16/12/2009 - İŞTE TÜRKİYE EY SAYINLAR!..
   07/12/2009 - İŞTE AÇILIM
   28/11/2009 - "YAVUZ HIRSIZ"LAR
   16/11/2009 - YAZIK
   13/11/2009 - EN BÜYÜK TÜRK DEVRİMİ CUMHURİYET
   28/10/2009 - NEREDEN NEREYE
   22/10/2009 - SİYASAL TAKINTI
   17/10/2009 - TÜRKÇEMİZ
   02/10/2009 - NELER SÖYLENMEZ Kİ?
   16/09/2009 - SİYASAL TAKTİK
   01/09/2009 - BÜYÜK ZAFER'İN BAŞLANGICI VE ANLAMI BUGÜN
   26/08/2009 - HER ŞEY UNUTULMAZ
   18/08/2009 - BOŞUNA ÇABALAR
   10/08/2009 - "AÇIL SUSAM AÇIL"
   07/08/2009 - BULUTLU HAVALAR
   28/07/2009 - SICAK GÜNDEM
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 62

Sayfa :


 1   2 -  3 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı