Perşembe , 18 Ekim 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 164815  
 TOPLAM 644398328  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Süheyla ERGÜL
Yazara E-Posta Gönder
BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(18)...

Artık İtalya'da 'Kent Devleti'nden bahsetmemizin zamanı gelmişti. Daha da ileri gidersek geç dönemleri içerse de Kuzey Fransa, Almanya, İngiltere'yi de bu kapsama alanına alabiliriz.. ‘Kent devleti’, ilk tanımlamada abartılı gelse de, “Devlet içinde devlet olur mu ki” sorusu akla gelse de, bu bir gerçektir. Tıpkı antik dönemin 'Site devletleri’ gibi; örneğin Lidya. Bu devletler kendi adlarına para basabiliyorlar, ordularını kurabiliyorlar, sanayi atılımlarını bir başlarına gerçekleştirebiliyorlardı. Daha da önemlisi; kralların karşısında birer güç olmakla kalmayıp krallara ödünç faizli paralar verebiliyorlardı. Yani tam karşıtı borç paraydı besbelli verdikleri.


Sanayilerinin en can alıcı yanı 'savaş araç-gereçleri' üretiyor olmalarıydı. Krallar savaş kararı aldıklarında bu kent devletlerine önceden savaş arabaları, yedek parçalar, uzman ekipman siparişleri veriyor, güçlerini ağır ağır bu kentlerin istem dolu otoritelerine bırakıyorlardı. Gönülsüzce de olsa bu bir zorunluluğun yansımasıydı ve krallar dizginleri ağırdan ağırdan kaçırmaktaydılar...


Zenginleşen bu tüccar sınıfının oluşturduğu akımın bir tek karşılığı vardı; onlar artık birer burjuvalardı. Varlıkları arttıkça otoriteleri artıyor; otoriteleri arttıkça da yayılmaları artıyordu. Kent içi mülkiyet edinmeleri kent dışına taşıyor ve birer rantiye grubu oluyorlardı. Toprak ve para sahipleriydiler ve onların her dedikleri bundan böyle olmak zorundaydı. Öyleyse, 'her şey' olan bu burjuva sınıfı 'her şey' olduğunu da bir şekilde göstermeliydi ki, onlarda gösterdiler zaten ve hemen sanatçı, işçi, esnafı yönlendirip yönetmeye koyuldular.


Daha önce, Yunanca ve Arapçadan orijinal çeviriler yapıldığını, bununda bilime doğru esen rüzgarların ayak seslerine hazırlık olduğunu belirtmiştik!


Gerçekte böyleydi; bir yanda uzlaşmaz ve katı bağnaz düşüncelilerin ufku, öte yandan daha ılımlı ve bilim ışıklarına kapılarını aralayanların ufku...


Bunlar birbirleri ile çatışmadan, uzlaşma noktasına nasıl getirilecekti?


Akıllarda bu soru varken, ortaya bir yapıtı ile çıkan Aquinalı Thomas felsefe ağırlıklı denemesiyle dikkatleri hemen çekti. Ardından 14. yüzyıl başlarında Dante'nin yazdığı o çok ünlü "İlahi Komedya" yayınlandı. Bu ünlü yapıtı bilmeyenimiz sanırım yoktur. Pek çok kişinin kütüphanesinde var ! Ortaçağ'ın mistik duygularının ağır bastığı dönemde ancak kişi-doğa-topluma yenilikçi bir açıdan bakışı ilginçtir. O güne dek ağırlıklı olarak kültür edinmek ve yaymak hakkı sadece belli sınıfın elindeydi. Bunlar kilise çevreleri ile saray çevreleriydi. Thomas'ın felsefe ağırlıklı denemesi, Dante'nin ‘İlahi Komedya’sı yayınlandığında -elbette ofset baskı değildi. Bu hakkın, yani kültür edinme ve yayma hakkının her kesime ait olduğu da kabul ediliyordu. Bu kabulü gerçekleştirenler, doğrudan kültürü 'ben' de edinenler oluyordu, yani halk...


Bilim geliştikçe bilimsel merkezler zorunlu olarak oluşuyordu. Yine bu dönemin en önemli bilim merkezli çalışma örnekleri olarak; Paris, Oxford, Padua Üniversitelerinin kurulmalarını gösterebiliriz.


14. yüzyıl boyunca oluşan en önemli gelişmelerden birisi de artık halkın yerel kültürünün sanat alanı sınırlarından içeri girmesi olmuştur. Bilim + sanat + yerel kültür her geçen gün birbirinin potası içerisinde ergimeye tabi olacak böylece muhteşem yapıtlara imzalar atılacaktı.


Dönemin en önemli özelliklerinin yansıdığı Gotik mimariye göz attığımızda; öyle bakıp geçmek gibi bir şansımız yoktur. Her kapı-pencere, tavan-zemin, duvarlar, sütunlar vb. sizi sımsıkı kavrarlar ve sanki uyarırlar: "Bak yolcu, iİyice bak ama iyi gör" der gibidirler. Onlar yaşam boyu nice yaşayanları tüketmişler fakat cansız yapıtlarında canlı gizemlerini koruyarak var olagelmişlerdir.


Fransa'da, özellikle Paris'te gotik mimarinin sanki bir başlangıç ile bitiş sınırı oluşmuş gibidir. Örneğin: 1137 de Paris çevresinde Saint-Denis'in yapımına başlanılması gotik mimarinin başı sayılır. İkincisi ise yaklaşık üç asır sonra İngiltere'de ki Norwich Katedrali'nin çapraz nefinin bitirilmesi aşamasıdır. Oysa bu değerlendirmenin yaygınlığına karşın işin içerisine bir İtalya örneği nasıldı denildiğinde ise; karşımıza 16. yüzyıla dek uzanacak bir gotik mimari uygulaması çıkmaktadır. Çünkü İtalya'da bu dönemlerde Gotik hayranlığının karşısına çıkarak, onu gölgeleyecek bir yapılanma tarzı henüz oluşmamaktadır. Bu hayranlık ve gotik bağımlılığı ister istemez gotik mimarinin başı-sonu belli düşüncesinde olanların savlarını yıkmaktadır...


Sürecek!


Süheyla ERGÜL


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   10/11/2017 - UMUDUNUZU YİTİRMEYİN...
   05/11/2017 - MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ...
   29/10/2017 - NİCE 94. YILLARA...
   16/06/2016 - DİN VE LAİKLİK(2) ...
   21/05/2016 - BU DÜNYADA AYŞE FIRAT'TA VAR...
   07/05/2016 - ANALARIN BAĞRI!..
   08/04/2016 - TERÖR ADIN KALLEŞ OLSUN!..
   09/03/2016 - HÜZÜNDEN ARINMAK!..
   30/12/2015 - BİR YILBAŞI GECESİ...
   29/10/2015 - ADINI CUMHURİYET KOYDULAR...
   30/08/2015 - KUTLU OLSUN...
   23/08/2015 - BİR ŞEY EKSİK AMA NE?
   12/08/2015 - DÖRT YILDA 9167 ŞEHİT VERMİŞTİK!..
   19/05/2015 - ÖNCE RÜZGARLAR FISILDAŞTI...
   23/04/2015 - O YILLAR...
   17/04/2015 - OYUNUZA TALİBİM DÖNEMİ ...
   12/04/2015 - TAN YERİ AĞARIRKEN SİYASAL PARTİLER...
   04/04/2015 - GÖREN VAR GÖRMEYEN VAR...
   18/03/2015 - SÜHEYLA ERGÜL ÇİZDİ...
   17/02/2015 - ÖZGECAN ASLAN'LARIN ANISINA...
   06/12/2014 - SEMA AKDENİZ VE ARKADAŞLARI...
   29/10/2014 - ÖZLEDİK...
   26/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(22) ...
   25/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(21) ...
   24/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(20)...
   22/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(19)...
   21/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(18)...
   19/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(17) ...
   17/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(16) ...
   15/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(15)
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 386

Sayfa :


 1   2 -  3 -  4 -  5 -  6 -  7 -  8 -  9 -  10 -  11 -  12 -  13 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı