Cumartesi , 18 Ağustos 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 125347  
 TOPLAM 630533373  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Süheyla ERGÜL
Yazara E-Posta Gönder
BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(20)...

Gotik yapılanmaların ülkelerdeki ilgi odağı dönemleri, bu ilgi ve hayranlıkların gotik üslupta ortaya çıkan önemli yapıları ile ünlü ülkelerin gotik yapılarına değineceğimiz bu bölümün sonunda, "Bir Tutkuydu Rönesans" yazı serimizi tamamlayacağız!


Ülkelerdeki gotik yapılanmalara gelirsek:


İlk gotik yapılanmaları Kuzey Fransa'da görmekteyiz. Yükselen katedraller ile gotik sanat sanki kenetlenmiş gibidir. Yıl 1137'nin başlarıdır. Ünlü Fransız krallarının bir de ünlü başpiskoposu vardır Suger... Bu ünlü danışmanın yönetiminde Saint-Denis Kilisesi'nin inşaatına başlanmıştır bile... Bile diyoruz adı geçen kilise yeniden inşa edilirken var olabilecek tüm yapısal sorunlar kökünden halledilir.


Zaman zaman yazılarımıza konu olan ünlü Notre-Dame Katedrali' nin yapılmadan önceki eksersiz çalışmaları gibi olan Saint Denis Kilisesi, Laon ve Soissons Katedrallerinde çalışan ekip iyice pişmişler ve dünyayı hayran bırakacak Notre-Dame' de çalışmaya başlamışlardır.


"Paris'te Sen’i gördüm" dediğimiz çocukluk bulmacamızı anımsayalım; cin gibi olan arkadaşlarımız hemen soruyu algılarlar. "Ben de seni karşımda gördüm" derlerdi. Oysa sorudaki çocukça cinliği algılayamayanlar ise: "Ben hiç Paris'e gitmedim ki" derlerdi. Notre_Dame'i görmek için Paris'i ve 'Sen Nehri'ni görmek gerekir. Sen Nehri'nin ortasındaki 'İle de La Cite'nin üstünde bulunan bu gotik katedralin benzerlerinden en ünlüsü, en eskisi, hem de en farklı mimari üslubu dikkati çeken ve ilk akla gelen tanımlarıdır. Notre-Dame'nin yerinde daha önce iki ayrı bazilika bulunmaktaydı. Paris Piskoposu Maurice de Sully, “Bu iki yapıyı birleştirsek tek yapı yapsak, acaba nasıl olur" düşüncesine sahip çıkacak pek çok kişiyi yanında bulur. Gotik mimari rüzgarı da son hızıyla eserken Papa III. Alexander 1163'te yapının temelini atar. 26 yıl sonra 1189 yılında mihrapta bilinerek kutsanır... Batı cephesi ile koro bölümlerinin tam bitimi 1240 yılıdır. Yani yarım yüzyılı biraz aşan bir çalışmanın ürünü olmak gibi de ayrıca bir üne daha sahiptir katedral.


Yapının iç uzunluğu 130 m., genişliği 48 metredir. Orta nefin tavan yüksekliği 35 metreyi, kulelerin her birinin uzunluğu da 68 metreyi bulmaktadır. Katedralin planı incelendiğinde; üç nefli bazilika şemasında nefleri kesen transeptin uçları yanlarda yapı kütlesinin dışına taşmamış olduğu görülür...


Katedralin 'gül' penceresi ile nadide 'vitray' çalışmaları da insanı büyüler estetiktedir. Dev boyutlu bu 'gül pencere’, türünün ve döneminin en ünlüsüdür. Vitraylarını anlatarak resimlerine bakmak etkili olabilir mi? Sanmıyorum... bazı sanat ürünlerini yerinde görmek orijinalinden izlemek gerekir! Çünkü ışığın etkisi her saniye de ve her iklime göre farklıdır... Sizin izlediğiniz saatteki anlatımınız ya da fotografik yansıtmanız bir başkasının daha başka bir saatteki izlenim ve fotografik yansıtmasında çok farklı olacak elbette buna bağlı olarak yorumu da sizinkinden ayrılacaktır.


Fransa, gotik üsluptaki pek çok ünlü katedrallere sahiptir demiştik. Şimdi en belirgin özelliklerini kısaca belirterek Fransa'daki katedralleri bitirelim:


Chartes Katedrali: İç mekanındaki ritmik bir tempoda adeta duvarlar raks eder gibi, doyumsuz bir güzelliği yansıtır. Vitraylarındaki renk seli insanı aklı almaz bir sanat rüzgarı ile kavrar. Doğal ve ışıklarda ayrı ayrı ve her saniyesi değişken bir anima ile karşılaşırız... Chartes karekterinin etkilerini Reims ve Amiens Katedrallerinde de hemen görürüz. Hatta çok titiz ve dikkatli algılamalar sonucu "İşte Avrupa da Gotik ve işte 13. yüzyıl mimarisi" diye bağırmak gelir içinizden...


Bu yapıların üzerinde süsleme erekli kullanılan motif işçiliğindeki sıfır hatalı uygulamaları izledikçe kesinlikle bunların bir insan elinden çıkmadığına karar verirsiniz. "El emeği, göz nuru" tanımı bu yapıtlarda daha farklı anlam kazanmaktadır. Bizim de böyle muhteşem yapı ve motiflerimiz var ve biz onlarla gurur duyuyoruz... Gelin görün ki, o muhteşem yapıtlarımız çirkin emelli sanat hırsızları tarafından özel ve güzel yerlerinden sökülerek, yakılarak bir ticari mal konumunda görüldükçe de kahroluyoruz... Bir iki demeç ve sen sağ ben selamet unutup gidiyoruz! Ne acı bu satırları yazmak zorunda olmak ve ne utanç verici bir duyguyu bu kendini bilmezler adına yüklenmek!


Reims Katedrali, Amiens Katedralleri ise biraz daha keskin ezgilerden plan çıkararak elde edilen yönleridir. Bourges Katedralleri'nin en önemli farkı ise; yalnız orta nefinde kalmayıp, iç-dış neftlerinin de üç katlı olarak yapılmış olmasıdır. Le Mans'ta ise; iç mekanın olabildiğince yüksek yapılmasına karşın, ebat olarak diğerlerinden daha dar olmasıdır.


“Vitraylar... Vitraylar" dedik durduk ve yazdık! Biraz da bu vitraylara değinelim:


Daha önce vitray tekniklerinde uzun uzun anlattığımız için ayrıntıya girmeyeceğiz.


Özet olarak: Renklendirilmiş camlarla yapılan ve stilize edilen motif-figürlerin kurşunla birleştirilerek yapılan sanat çalışmasıdır diyebiliriz... Ancak, gotik üsluplu ve muhteşem yontulu bu yapılanmalarda konular stilize edilmekten çok tam bir resim tekniği ile oluşturulmuşlardır. Daha da açık bir tanımla; ressamlar tuval yerine camı kullanarak ölümsüz yapıtlara imzalarını atmışlardır diyebiliriz...


Kutsal mekanlar olarak kabul edilen katedrallerin içlerindeki huşu ile oluşan mistik etkinin sanki dışarıda kaybolmaması için çekilen bir set gibidir vitraylı camlar... Gün ışınlarını dışarıdan bu camlara yansıtan güneşin renkleri içeriye sızarken, önceden hazırlanan renkli cam resimleri yalayarak mekan içine girmesini Tanrısal bir titizliğin ve kutsallığın armonisi olarak duyumsamak çabasıdır ortaya çıkartılan yapıtlar. Kurşunla birleştirilen çizgiler dışarıdan ışık bombardımanı ile iki boyutlu yansımayı sağlarken; Tanrı ile kul algın bir ezgi ile dünyanın tutkularından arınmış gibidir. Aynı vitrayları biz dünya şaheseri camilerimizde de görmekteyiz. Ne var ki pek çoğumuz " Ne güzel süsler, ne renkli camlar" demekten öteye geçmeyiz... Oysa vitraylı bu camların kullanılmasının uhrevi duyguları vardır. Camilerimize gittiğinizde kısa bir süre vitraylara da alıcı gözüyle bakın lütfen!


Çok daha farklı bir ruhsal duygu yükleneceğinizi görebileceksiniz... Ve... Dünya mekanlarından farklı bir mekanda olduğunuzu daha duygulu algılayacaksınız.


Normandiya ilk çapraz tonoz yapılanmayı gerçekleştirdiğinde; İngiltere Roman yapı sanatının etkisini sürdüren bir ülkeydi. Normandiya'dan gelen sanat rüzgarları doğal olarak yakın ilişkiler içerisinde bulunduğu ülkeyi yani İngiltere'yi de etkilemişti. Onun için İngiltere'nin gotik üsluba uyumu çok kısa sürede gerçekleşmiştir. Üstelik Fransa'da doruklarına ulaşan bu üslup artık her yönü ile hazır mizansen olarak İngiltere'nin gözlerinin önündedir.


1175 yılı İngiliz Gotik üslubunun etkisine girdiği yıl olarak kabul edilir. Fransız Wilhelm Von Sens, Canterbury Katedrali' nin koro kısmını yapmış ve taşları başta olmak üzere yapı elemanlarının pek çoğu Normandiya'dan taşınarak yeniden ve yüzyıllarca yaşayacak bir yapıda kullanılarak durağanlıktan harekete geçmiş rengedönüşmüştür. Gotik yapı öğelerinin aynısının tıpkısı diyebileceğimiz unsurları da Fransa'dan getirilmiştir.


Ancak, bu kopyalama İngiliz sanatçıları huzursuz etmektedir. Kopyalamak; kolayı seçmek, bir başka kültürün etkisini görerek kendi öz benci duyguları yansıtamamak gibi bir ezikliği de sanatçılara yaşatmaktadır. Onun içindir ki, İngiliz üslubu kendisine özgü Gotik yapılanmayı hızla geliştirebilmiştir. İlk süsleme yansımasında görülen özgürlüğe örnek olarak Canterbury gösterilir. Wells Katedrali ise olgunluk döneminin en çarpıcı örneklerinden biridir. En belirgin özellik ise, neflerin yataylık görünümüdür.


İngiliz Gotik üslubunun erken döneminde özellikle desenlerin altını çizmiştik! Bunun da elbet bir nedeni vardı. O neden, Gotik üslubun en olgun döneminde daha yüksek verilerle ortaya çıkarak; "İngiliz Gotik sanatında, önce 'dekorasyon' akla gelir" tanımıdır.


Sürecek!


Süheyla ERGÜL


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   10/11/2017 - UMUDUNUZU YİTİRMEYİN...
   05/11/2017 - MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ...
   29/10/2017 - NİCE 94. YILLARA...
   16/06/2016 - DİN VE LAİKLİK(2) ...
   21/05/2016 - BU DÜNYADA AYŞE FIRAT'TA VAR...
   07/05/2016 - ANALARIN BAĞRI!..
   08/04/2016 - TERÖR ADIN KALLEŞ OLSUN!..
   09/03/2016 - HÜZÜNDEN ARINMAK!..
   30/12/2015 - BİR YILBAŞI GECESİ...
   29/10/2015 - ADINI CUMHURİYET KOYDULAR...
   30/08/2015 - KUTLU OLSUN...
   23/08/2015 - BİR ŞEY EKSİK AMA NE?
   12/08/2015 - DÖRT YILDA 9167 ŞEHİT VERMİŞTİK!..
   19/05/2015 - ÖNCE RÜZGARLAR FISILDAŞTI...
   23/04/2015 - O YILLAR...
   17/04/2015 - OYUNUZA TALİBİM DÖNEMİ ...
   12/04/2015 - TAN YERİ AĞARIRKEN SİYASAL PARTİLER...
   04/04/2015 - GÖREN VAR GÖRMEYEN VAR...
   18/03/2015 - SÜHEYLA ERGÜL ÇİZDİ...
   17/02/2015 - ÖZGECAN ASLAN'LARIN ANISINA...
   06/12/2014 - SEMA AKDENİZ VE ARKADAŞLARI...
   29/10/2014 - ÖZLEDİK...
   26/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(22) ...
   25/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(21) ...
   24/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(20)...
   22/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(19)...
   21/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(18)...
   19/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(17) ...
   17/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(16) ...
   15/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(15)
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 386

Sayfa :


 1   2 -  3 -  4 -  5 -  6 -  7 -  8 -  9 -  10 -  11 -  12 -  13 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı