Pazartesi , 23 Temmuz 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 98567  
 TOPLAM 623806263  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Süheyla ERGÜL
Yazara E-Posta Gönder
O YILLAR...

“Sanki bayram yeri...” dediğimizde hemen uslarımızda; coşkunun, heyecanın, kardeşliğin, barışın, giyim-kuşamın olabildiğince ve bütçelere göre en temiz ve en yenisinin giyildiği; davul-zurna eşliğinde bu coşkunun doruklara ulaştığı ve herkesin birbirine sımsıcak tokalaşmalarla, sarılmalarla “Her gününüz böyle olsun...” dileklerini sunduğu anlar canlanır...


Bayramların öncesi aslında bayramlardan çok daha heyecan vericidir... O coşkular günün her salisesinde yaşanır. Sorumluluklar doruktadır; gelen konuklar en iyi şekilde ağırlanacak, konuk olunacak mekan sahiplerine verilen değerin en iyisini sunmak için giyim-kuşam titiz bir uyum içinde olacak, götürülecek armağanlarda kusur olmamasına özen gösterilecektir. Böylece, karşı tarafa verdiğiniz değer kadar kendinize verdiğiniz değerin yansıtılmasına da dikkat edilmiş olunacaktır.


Bayramlar, ulusal, dini olarak ayrılsa da, coşkuları, hazırlıkları, heyecanları hep aynıdır... Yeter ki içinizde; birlik, beraberlik, dostluk, kardeşlik sevdası yeşermiş olsun... Dilin, dinin, ırkın, mezhebin, ideolojinin hiçbir önemi yoktur, çünkü bayramlar; dargınlıklar için değil, dargınlıkların ortadan kaldırılması için oluşturulmuştur... Dargınlıklara ve hatta düşmanlıklara varan unsurların başında işte bu dil, din, ırk, mezhep, ideoloji ayrımcılıklarını körükleyenlerin sinsi oyunlarını kurgulamaları vardır. O sinsi emelliler, her an bir boşluk ararlar ve o boşluktan yararlanıp ilk yıkıcı kurgulamalarının gediğini açmak için sonsuz bir çaba içinde olurlar. Bir gün ve ansızın buldukları bir boşluk onlar için en büyük zaferdir ve buradan sürekli saldırılarla iğrenç emellerine ulaşmanın yollarını zorlarlar... Başardıklarında da ortada ne bayramlar kalır ne de seyranlar...Hüzün, keder ve acılar yakar yürekleri...


Yüce Atatürk; ulus birlikteliğinin en büyük örneğini ilk Meclisimizin toplantısındaki temsilcilerde göstermiştir. Ulus bireyleri de bu birlikteliği yansıtanların doğrudan kendilerini temsil edeceğine inandığı içindir ki aynı kaderi paylaşmaya ant içmiş, zaferler duyuldukça da el ele-kol kola o zaferlerin coşkusunu yudumlar olmuştur.


Yüce Atatürk’ün 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmesi ve bayram olarak kutlanmasının asıl nedenlerinden biri ve belki de en önemlisi; TBMM’nin sonsuza dek yaşatılması, bu yaşatmaya sağlamak için de, yarınlarımız olan çocuklarımızın, TBMM’nin ilk açıldığı günü, zorlukları, yoklukları, verilen mücadeleleri, bir ulusun nasıl özveri ile aynı idealde kenetlenmesi gerektiğini yaşamları boyu gelişen eğitim ve öğretimleri ile canlı tutmaları ve ayrımcılıktan yana değil, bütünlükten yana olmaları gerektiğini asla unutmamaları içindir.


Çocuklar; bugünün büyüklerine bakıp sakın onların da bir gün sizin gibi çocuk olduklarını; ailelerinin ve toplumun onlara tıpkı bugün size dediğimiz gibi ”Yarınlarımız” dediklerini ve ülkenin yönetiminde onların söz sahibi olacakları umutlarını doruklarda taşıdıklarını sakın unutmayın! Onların neleri başardığını neleri başarmadığını aklınız erdikçe daha iyi algılayacaksınız. Başarılar yoldaşınız olacak örnek alacak geliştirerek uygulayacak, başarısızlıklar ise haklı olarak asla yanaşmayacağınız yaşam ilkeleriniz olacak...


Ama asıl olan, yıllar sonra ardınıza dönüp baktığınızda bıraktığınız yapıtlarınız olacak ki; ya övünecek ya da dövüneceksiniz... Sakın dövünenlerden olmayın ve yine sakın unutmayın; çocukluk, gençlik en hızlı insanı terk eden birlikteliklerin başında geliyor; aman bu yıllarınızı en iyi şekilde değerlendirin, çalışmanın da, eğlenmenin de, dinlencenin de, sevgiyi, saygıyı uygulamanın da en iyi örneklerini vermeyi hedef edinin ki, gelecek yarınlarımız sizi örnek alsınlar...


Sevgili çocuklarımız; size inanıyor, size güveniyor, sizinle yarınlarımızın çok daha güzel olacağı umutlarımızı sürekli yineliyoruz...


Bayramınız kutlu olsun...


Süheyla ERGÜL


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   10/11/2017 - UMUDUNUZU YİTİRMEYİN...
   05/11/2017 - MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ...
   29/10/2017 - NİCE 94. YILLARA...
   16/06/2016 - DİN VE LAİKLİK(2) ...
   21/05/2016 - BU DÜNYADA AYŞE FIRAT'TA VAR...
   07/05/2016 - ANALARIN BAĞRI!..
   08/04/2016 - TERÖR ADIN KALLEŞ OLSUN!..
   09/03/2016 - HÜZÜNDEN ARINMAK!..
   30/12/2015 - BİR YILBAŞI GECESİ...
   29/10/2015 - ADINI CUMHURİYET KOYDULAR...
   30/08/2015 - KUTLU OLSUN...
   23/08/2015 - BİR ŞEY EKSİK AMA NE?
   12/08/2015 - DÖRT YILDA 9167 ŞEHİT VERMİŞTİK!..
   19/05/2015 - ÖNCE RÜZGARLAR FISILDAŞTI...
   23/04/2015 - O YILLAR...
   17/04/2015 - OYUNUZA TALİBİM DÖNEMİ ...
   12/04/2015 - TAN YERİ AĞARIRKEN SİYASAL PARTİLER...
   04/04/2015 - GÖREN VAR GÖRMEYEN VAR...
   18/03/2015 - SÜHEYLA ERGÜL ÇİZDİ...
   17/02/2015 - ÖZGECAN ASLAN'LARIN ANISINA...
   06/12/2014 - SEMA AKDENİZ VE ARKADAŞLARI...
   29/10/2014 - ÖZLEDİK...
   26/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(22) ...
   25/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(21) ...
   24/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(20)...
   22/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(19)...
   21/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(18)...
   19/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(17) ...
   17/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(16) ...
   15/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(15)
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 386

Sayfa :


 1   2 -  3 -  4 -  5 -  6 -  7 -  8 -  9 -  10 -  11 -  12 -  13 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı