Çarşamba , 19 Eylül 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 8191  
 TOPLAM 636441418  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Süheyla ERGÜL
Yazara E-Posta Gönder
HÜZÜNDEN ARINMAK!..
 

"Çalışmak ahlakın ve fiziki sağlığın harikulade bir düzenleyicisidir... Üzüntüleri, dertleri, acıları unutuyor ve çalışma sevinci içerisine dalıyorum... Dertler sadece koltukta otururken üzerime çöküyor..." Camille Pissarro


İzlenimci bir deha sanatçı daha karşımızda; Camille Pissaro.


Yukarıdaki sözler O'na özgü. Sanki tüm insanlığın -nedeni belli-belirsiz- sorunlarına neşter vururcasına konuşuyor... Bireysel kasvetlerin hamurunda yoğrulmak yerine, yoğuran olabilmek için içeriği derinden soluklanmamızı sağlıyor...


Yine aynı Pissaro, bu gibi durumlardan kurtulmak çabasını: "Yarının bir an önce olmasını istiyorum, sabah çok güzel ve ta... ileride..." diye açıklıyor.


Yaşamın kuralı; 'sorunlar yumağının’ varlığı değil midir? Yaşamanın kuralı ise; ' var olan bu yumağın' dolaşıklığını çözmektir. Birey, o zaman elde ettiği başarı ile övünecek, kendinde anlamlı bir güç bulacaktır.


Sorularla boğulan kişinin isyanı ayyuka çıkar ve hırçınlaşır. Ruh yapılarına göre kimileri ikinci kişilere karşı davranış bozukluklarını yansıtırken, kimileri de, içlerine kapanarak sessiz kalmayı yeğlerler. Aslında iki davranışın da yansıması isyandır. Çalkantı halindeki bireyin aklı selim olması, sorunu masaya yatırarak analiz etmesi gerekir. Çözüme mutlak ulaşacak yeni denizlere umutla yelken açarken, uygulayan da doğrudan kendisi olacaktır...


Sonuçta, ne kendisine ne de bir başkasına karşı asla kırıcı-yıkıcı olmayacaktır.


Peki, bunu nasıl başaracak bu ruh halindeki birey?


Elbette her yeni dakikanın yeniden dünyanın kuruluşu olduğuna kendisini inandırıp, çalışmak eksersizlerine mutlak başvurmayı deneyerek ve bunu alışkanlık haline getirerek.


Ancak, kişi çalışacak iş bulamamakta, iş bulmuş olanlar ise ya kaybetmekte ya da kaybetmek korkusu ile ister- istemez kaygıya düşmektedir. Günümüzde işsizlik artmış, kaygılarda bireysellikten ailesel düzeylere ulaşmış ve toplumsal kaygılar dillendirilmeye başlanmıştır.


Böyle bir konumdaki ve ruh halindeki kişi 'nasıl çalışmak eksersizi yapacaktır, yapsa- yapsa iş aramak eksersizlerini artırır' düşüncesi hemen öne çıkacaktır.


Asıl sorunda burada başlamaktadır; yılgınlığa asla düşmeden kendisine kendisinde var olan enerjiyi doğrudan yükleyip, "Başaracağım... Bbaşaracağım... " inancı ile yapacağı eksersiz sürekliliğidir.


Her başaracağım haykırışı yeni bir adımın ve yeni bir geleceğin habercisi olarak daha içten söylendikçe, kişinin umutları umutsuzluğunun üstüne çıkacak, gücünü toplayan bireyin yüzündeki "yapamam, bittim..." gibi kaygıların yerlerine "Yapacaksın, bitmedin ve varsın" çizgileri yerleşecektir.


İşte ilk başarı buradan başlamaktadır; kendinden emin atılan adımlar, iş arayan bireyin gittiği iş yerlerinde derin etki bırakacak ve mutlak iş bulacaktır.


Aslında, "başaracağım" dediği anla birlikte o iş bulmuştur, çünkü henüz başlamasa da kendisini bulmuştur, güvenlidir ve attığı adım sağlamdır. İçindeki var olan üretkenlik onu canlı tutacak, en azından geçici de olsa para kazanacak bir işe başlamanın adımını atacaktır.


Sorun, başladıktan sonra sürekli gelişecek adımlarını atacak kendine özgü yönlendirmeden kopmaması, bunu alışkanlık haline getirmesidir.


Çünkü, başarılar kazanıldıkça, daha yüksek başarılara ulaşmak için bu adımlara sürekli gereksinim vardır.


Şimdi hemen başlayın ve haykırın: "Ben de başaracağım... "


Ben de sizin adınıza inanıyorum ve "Başaracaksınız!..." diyorum, çünkü yaşamınız boyunca nice başarılara imza attınız.. Belki aç kaldınız, "Tokum " dediniz, belki, sevdiklerinizi kaybettiniz," Yaşamak gerek kural bu dediniz",ya da başka sorunlar... Fakat nasıl da onların üstesinden geldiniz, yani başardınız değil mi?


Ben de bunu diyorum işte,


Başaracaksınız..."


Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun


Süheyla ERGÜL


07/03/2009


http://ulusalses.net/Detay.asp?yazar=2&yz=3562


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   10/11/2017 - UMUDUNUZU YİTİRMEYİN...
   05/11/2017 - MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ...
   29/10/2017 - NİCE 94. YILLARA...
   16/06/2016 - DİN VE LAİKLİK(2) ...
   21/05/2016 - BU DÜNYADA AYŞE FIRAT'TA VAR...
   07/05/2016 - ANALARIN BAĞRI!..
   08/04/2016 - TERÖR ADIN KALLEŞ OLSUN!..
   09/03/2016 - HÜZÜNDEN ARINMAK!..
   30/12/2015 - BİR YILBAŞI GECESİ...
   29/10/2015 - ADINI CUMHURİYET KOYDULAR...
   30/08/2015 - KUTLU OLSUN...
   23/08/2015 - BİR ŞEY EKSİK AMA NE?
   12/08/2015 - DÖRT YILDA 9167 ŞEHİT VERMİŞTİK!..
   19/05/2015 - ÖNCE RÜZGARLAR FISILDAŞTI...
   23/04/2015 - O YILLAR...
   17/04/2015 - OYUNUZA TALİBİM DÖNEMİ ...
   12/04/2015 - TAN YERİ AĞARIRKEN SİYASAL PARTİLER...
   04/04/2015 - GÖREN VAR GÖRMEYEN VAR...
   18/03/2015 - SÜHEYLA ERGÜL ÇİZDİ...
   17/02/2015 - ÖZGECAN ASLAN'LARIN ANISINA...
   06/12/2014 - SEMA AKDENİZ VE ARKADAŞLARI...
   29/10/2014 - ÖZLEDİK...
   26/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(22) ...
   25/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(21) ...
   24/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(20)...
   22/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(19)...
   21/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(18)...
   19/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(17) ...
   17/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(16) ...
   15/10/2014 - BİR TUTKUYDU RÖNESANS-(15)
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 386

Sayfa :


 1   2 -  3 -  4 -  5 -  6 -  7 -  8 -  9 -  10 -  11 -  12 -  13 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı