Salı , 23 Nisan 2019  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 208742  
 TOPLAM 703231635  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Osman ÖZKAN
Yazara E-Posta Gönder
YIL 1930...

Mevsimlerin hiç önemi yoktu. Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde dünyaya parmak ısırtan devrimlerimiz peşi peşine yapılıyordu ve yıllardır teba olarak kalmış bir ulus adeta kabuk değiştiriyordu. Atatürk: “Az zamanda çok işler başardık...” derken, bazı aymazlar “Neyi başardınız?” demekten bıkmasalar da, er ya da geç başarılanlara kafaları tosladığında olanı biteni daha iyi anlayacak ve o yılların en zor koşullarında bunların nasıl başarıldığına bu kez belli etmemeye çalışsalar da gıpta ile bakacaklardı. Çünkü bunlardan birisi de 1930’lu yıllarda Türk Kadınına verilen siyasal haklardı. Yani ‘seçme ve seçilme’ hakkıydı.


Kadınlarımıza önce Belediye seçimlerine katılma, ardından köylerde ‘muhtar olma’, ‘ihtiyar meclislerine seçilme’ hakkı tanındı. 5 Aralık 1934 tarihinde de kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanındı.


Erkek egemen toplumlarda kadına değer vermemek, kadını horlamak, küçük görmek ve hatta aşağılamak dar ve cehaletin kol gezdiği yörelerde bir tür erkeklik şanı(!) gibi algılanmış ve yansıtılmış gösterilse de, aslında her cahil erkeğin arkasında sağduyusu ile dimdik duran bilge bir kadının varlığı da yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü kadının mayasında, özünde içgüdüsel olarak “analık” vasfı vardır ve bu vasfını doğumundan ölümüne dek ruhsal ve bedensel bütünlüğünde hiçbir şekilde eksiltmeden taşır, olaylara göre de yansıtır.


Çevresel etkilerle despotizmin buyruğuna girmiş ve yukarıda vurguladıklarımızı erkek egemenliği gibi algılamış olan kara cahillerin hangisine sorarsanız sorun: “Anasının dünyanın en büyük kadını” olduğunun altını çizer ve sonsuz derecede de haklıdır. Ana kadın olduğuna göre kendi eşinin ya da kız çocuklarının üzerindeki baskıcı zihniyetinden arınması için ona söylenecek bir tek söz vardır; “Her kadın bir anadır ...Ana vasfı doğumla elde edilir gibi algılansa da. Bize göre her kadın içgüdüsel vasıfları ve sağduyusu nedeniyle başlı başına bir anadır.


Sonuç olarak: “Kadınlarımız, 1934 yılından bugüne dek, dünyanın tüm ülkelerindeki kadınlar ile ve her konuda yarışacak bilgeliğe erişmiş, yarınlarda bu bilgelikle çok daha ötelerde dünyanın her konuda en büyükleri olacaklarının sinyallerini de aynı zamanda yakmıştır5.


Biz, şimdi olanı biteni kadınlarımızın her konuda gösterdiği başarılara karşın değerlendirip yapabiliyoruz ki bu hepimiz için son derece kolaydır çünkü başarılar gözle net olarak görülmektedir.


Oysa, büyük devlet adamları en zor ve hatta yok sayılan dönemlerde bunu görüp duyururlar, dikkatle konuya vurgu yaparlar. Tıpkı Büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün daha o yıllarda: “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklerde yükselmeye layıksın...” deyip bu hakları kadınlarımıza verdiği gibi.


Son söz olarak: Günümüzde kadınlarını hor gören, onlar üzerinde şiddet uygulayan, küçük düşüren erkeklerin yaptıkları erkeklik belirtisi değil, aczin ve cehaletin yansımasıdır ki, unutmamaları gereken ise; bir gün bayan bir avukatın savunmasına yine bayan bir yargıcın karşısında ecel terleri dökebilir ya da sağlık sorunları için bir bayan doktorun müdahalesine gerek duyabilirler. Ya da pek çok iş kolundaki kadınlarımızın yardımlarına...


Osman ÖZKAN


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   18/03/2015 - GEÇİLMEZ!..
   06/12/2014 - YIL 1930...
   01/09/2014 - DOĞA İLE BARIŞ...
   09/03/2014 - AKIL!..
   27/01/2014 - TEVAZU!..
   03/09/2013 - GÜNÜMÜZDE DÜNYAYI İDARE EDENLER!..
   20/06/2013 - KİBİR!..
   14/06/2013 - KADINLARIMIZ VE ÇOCUKLARIMIZ!..
   28/02/2013 - TÜRK DEMOKRATLARI!..
   19/12/2012 - HİMMET VE GAYRET!..
   19/12/2012 - SONSUZLUK!..
   02/11/2011 - CUMHURİYET BAYRAMI!..
   09/07/2011 - YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ!..
   12/05/2011 - DOST VE DOSTLUK!..
   04/01/2011 - RUH YÜCELİĞİ!..
   28/12/2010 - AK KATIK!..
   18/12/2010 - KÖYDEN GELDİM ŞEHİRE ŞAŞIRDIM BİRDENBİRE!..
   04/12/2010 - UMUT
   13/11/2010 - ÇOBAN!..
   26/10/2010 - CUMHURİYET BAYRAMI
   18/10/2010 - MEFKÜRE
   02/10/2010 - KURS!..
   25/09/2010 - SAYGI
   10/08/2010 - AVŞARLAR!..
   29/07/2010 - KARACAOĞLAN
   24/07/2010 - ANA SEVGİSİ
   20/07/2010 - İLTİFAT!..
   29/03/2010 - AĞIT
   14/03/2010 - ULUS BİLİNCİ
   25/02/2010 - MEHMETÇİK...
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 48

Sayfa :


 1   2 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı