Pazar , 23 Eylül 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 122266  
 TOPLAM 637652498  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Prof. Dr.Zekeriya BEYAZ
Yazara E-Posta Gönder
HEM RAMAZAN HEM ŞEKER BAYRAMI

Ramazan ve bayramdan kalan parasal ibadetler


Bir ramazan ayını ve bir bayramı daha geride bıraktık. İüce Allah hepimize nice hayırlı ve mutlu ramazanlar ve bayramlar nasip eylesin…


İazımızın başlığını bir anda anlamamış olabilir sayın okuyucularımız. Evet bir çoğumuzun ramazan ve bayramdan kalan parasal ibadetlerimiz vardır. Onları ödemek için yeni bir dönem başlamış bulunuyor. İmkanı olanlarımız eğer böyle bir borçları var ise, onları ödemelerini tavsiye ederiz. Böylece hep manevi borçtan kurtulmuş, hem de bazı muhtaç insanları sevindirmiş oluruz…


Üç türlü parasal ibadet borcumuzun kalabileceğini açıklamak isteriz.


Oruç fidyesi borcu


Bazı oruç tutmayan kimseler her günlük oruç yerine bir fidye yani oruç bedeli veya halkımızın söyleyişi ile oruç fitresi vermeleri gerekir. Bir günlük orucun bedeli bu sene için en azından 6 İTL olarak tespit edilmiştir. Buna göre bir ay oruç tutmayanların 180 İTL fakirlere vermeleri gerekir.


Oruç fitresini, bedelini kimler verir ?


Oruç tutmak için sağlığı yerinde olduğu halde, oruç tutmakta zorlanan kimseler, oruç tutmazlar ve onun yerine fidyesini yani oruç bedelini verirler.


Bakara suresi 184. ayetinde iki emir var, sağlığı yerinde olan kimseler ya oruç tutacaklar, ya da oruca zorlanıyorlarsa, orucun fidyesini vereceklerdir. İani isterlerse orucu tutabilirler, ama zorlanıyorlar. Mesela ağır işte çalışanlar, beyinsel işlerde çalışanlar, doktorlar, hakimler, öğretmenler, gazeteciler kısacası oruç tuttukları taktirde iş verimleri düşenler, isterlerse oruç tutmazlar ve bunlar oruçlarının bedelini fakirlere verirler. Böylece aynen oruç tutmuş gibi sevabını kazanmış olurlar.


Tabi, durumları müsait değil ise, fidyelerini, yani oruç bedellerini ödemek için niyet ederler, ne zaman maddi durumları müsait olursa o zaman öderler.


Geçmişten oruç borcu olan herkes hesap edip oruç fidyesi ödeyebilirler.


Oruç bedeli ramazan içinde de, ramazandan sonra da verilebilir, tamamını bir kişiye veya birkaç fakire de verebilirler. Oruç fitresini, bedelini birkaç aya bölerek de verebilirler.


Evet, ramazanda oruç tutmayıp da iktisadi durumu müsait olanlar vakit kaybetmeden oruçlarının bedelini fakirlere vermelidirler.


Fitre sadakası


Ramazan bayramı münasebeti ile bir de fitre sadakası vardır. Onun da miktarı en azı yine 6 İTL olarak belirlenmiştir bu sene için. Fitre sadakası bir çeşit varlık ve sağlığımızın sadakasıdır. Dolayısıyla bir ailede kaç kişi varsa çocuklar dahil hepsi için fitre verilmesi lazımdır. Bir aile de beş kişi olsa 30 İTL yapar bunun da yılda bir fakirlere verilmesi gerekir.


Evet, ramazan ayı içinde fitrelerimizi vermemiş isek, onları vakit geçirmeden bu günlerde fakirlere ödemeliyiz.


Zekat borcu


Zekat da varlıklı insanların senede bir defa zekata tabi mallarının en az kırkta birini zekat olarak fakirlere vermeleri gerekir. Zekat verecek kadar zengin durumuna gelen kimseler o tarihten itibaren bir sene sonra zekat vermeleri gerekir.


Borcundan ve zaruri ev ve eşyalarından fazla olarak 90 gram altın miktarı paraya veya ticaret malına sahip olanlar zekat vermelidirler.


Zekat yılın her ayında ve her gününde verilebilir. Bunun için belirli bir zaman yoktur. Ancak Türkiye'de zekatın da ramazanda verilmesi adet olmuştur. O nedenle zekat ibadetini de buraya almış bulunuyoruz.


Dolayısıyla her sene zekatlarımızı ramazanda veriyor isek, bu sene de vermemiz gerekir. Ramazanda verilmedi ise şimdi de verilebilir. Durumumuz müsait değil ise, bir süre sonra da verilebilir.


Mali ibadetler de namaz ve oruç gibi aynen birer vecibedir. Onları da yerine getirmek zorundayız. Mali ibadetler fakirlerin hakkıdır. Dolayısıyla da burada kul hakkı söz konusudur. O nedenle bu ibadetleri yapmadığımız taktirde üzerimizde kul hakkı kalmış olur.


Kısacası ramazan ve bayramdan kalan mali ibadetlerimizi, parasal ödemelerimizi yerine getirmeliyiz ve böylece hem kul hakkı yemekten kurtulmalıyız, hem de yüksek manevi sevaplara kavuşmalıyız.


İüce Allah cümlemizi günahlardan korusun ve dini vecibelerimizi yerine getirmemiz için bizlere yardım eylesin… Hem ramazan hem şeker, hem de oruç bayramı


Son günlerde sayın Başbakan Erdoğan şeker bayramı demenin doğru olmadığını, bunun bir kültür erozyonu olduğunu, bu bayramın dört dörtlük ramazan bayramı olduğunu söylemişler ve böylece herkeste bir ikilem ve gereksiz bir tartışma meydana getirmişlerdir.


Arapça'da bu bayramın adı fıtır bayramıdır


Hemen ifade edelim ki, bu bayram hem ramazan bayramıdır, hem şeker bayramı, hem de oruç bayramıdır. Bunda yadırganacak bir şey yoktur. Aslında Arapça'da bu bayramın adı fıtır bayramıdır.


Ramazan Arapça'da bu ayın adıdır. O nedenle de ayın sonunda yapılan bayrama da ramazan bayramı demişizdir. Araplar ramazan bayramı kavramını pek kullanmazlar.


İleriden beri, yani çok eski Osmanlı döneminden beri, ramazan bayramında tatlı ve şekerlemeler öne çıkar. Her yerde insanlar birbirlerine, misafirlere şeker ve şekerli yiyecekler ikram ederler. Bu günde bayramdan bir iki gün önce bir çok dükkan önlerinde çeşitli şekerler tablalara konularak sergilenir. Çocuklar da bu bayramda kapı kapı dolaşarak şeker toplarlar. Bütün bunlar bizim toplumsal geleneklerimizdir. O nedenle bu bayrama aynı zaman da şeker bayramı da deriz.


Sonra şeker kötü bir şey midir ki onu yadırgıyorlar. ?eker de Allah'ın güzel nimetlerindendir. Bayram ile birleştiği zaman şekerli bayram, şeker gibi bayram gibi anlamlar da kazanır, ne kadar güzeldir.


Halkımız bazen bu bayrama oruç bayramı da derler. Bu da gayet güzeldir. Kelimeler farklı da olsa anlam aynıdır. Ve de bütün bunlar kültürel zenginlimizin ifadesidir. Bunları yadırgamak kesinlikle yanlıştır…


Kısacası bu bayram, hem ramazan, hem şeker, hem de oruç bayramıdır, rahat olalım…


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   08/10/2009 - ALEVİLERE TUZAK!
   08/10/2009 - AKP KAPATILMADI YA HERKES MEMNUN!
   08/10/2009 - DARBE İDDİALARINA NE OLDU?
   08/10/2009 - BASINI BİRLİKTE BOĞALIM ÇAĞRISI
   08/10/2009 - HEM RAMAZAN HEM ŞEKER BAYRAMI
   08/10/2009 - KALP KRİZİ NASIL BİR ŞEY?
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 6

Sayfa :


 1 

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı