Perşembe , 20 Eylül 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 117768  
 TOPLAM 636737051  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Dr. Hikmet AYTEK
Yazara E-Posta Gönder
SİYASİ PARTİ, SİYASETEN PARTİ İKİLEMİ


Ülkenin geleceği için bağımsız kararlar almak, öncelikleri verimli bir şekilde değerlendirmek, Milletin çıkarları için araştırmalarda bulunmak, Ülkede yabancı güçlerin körükleyebileceği çatışma ve geri bıraktırma ortamlarını engellemek ve geçmişten ders alarak geleceğe yönelmek siyasi partilerin prensipleri olmalıdır.


Bu prensiplerle uygulama yapacak olan hemfikir siyasi kadroları değerlendirmek ve görev edindiği inançlarını dürüstçe açıklayarak yeterli bir seçmen kitlesi oluşturarak bir iktidar vizyonu oluşturmak ta siyasi partilerin görevidir.


Ülkemizde ki mevcut duruma bakıldığında sıraladığımız bu prensiplere ve vizyona sahip kaç siyasi parti görebiliriz? Siyasetten amaç ülke için olumlu bir şeyler üretmek ve bunu belli ilkeler ve kurallar dâhilinde gerçekleştirmeye çalışmaksa. Bu konudaki sıralamada ilk sırayı alması gereken MHP dir


MHP siyasi bir partidir rakiplerinin büyük çoğunluğu ise siyaseten partidir. Ne demek siyaseten parti? Siyasi parti olmanın dışında bir görev yüklendirilmiş ama siyasi parti olmanın koşullarından yararlanan bir olgu demektir.


BDP için, Ülke’ye olumlu şeyler üretmek ve bunu belli ilkeler ve kurallar içinde gerçekleştirmeye çalışan bir siyasi adrestir denilebilir mi? Ben diyemem. Çünkü Türkiye’nin yeraltı kaynaklarına, su hazinelerine ve geleceğine hâkim olmak isteyen emperyalistlerin oluşturduğu bir yabancı projedir Bir ülke ancak kendi bünyesinde var ettiği milli projelerle bağımsız kalarak varlığını geliştirebilir.


Diğer bir konu da siyasi parti denilen örgütlerin isimleridir. İsimler ile amaçların


İsimlerle uygulamaların bir paralelliğin olması gerekmez mi? Barış ve Demokrasi partisinin adı ile uygulamalarının arasında bir ilişkiyi hiçbir sağlıklı beyin kuramaz.


Millet tarafından seçmen desteği bulamayan projelerin amacına varması mümkün olabilir mi? Emperyalizmin kendi amaçlarına varabilmesi için siyaseten kullanabileceği siyasi kuruluşlara ve onları iktidar yapacak bir halk desteğine ihtiyacı vardır. Emperyalizm işte bu noktada “Toplumu ne kadar bilgisiz kılarsam O denli yanlış fikir sahibi yapabilirim ve ondan istediğim desteği alabilirim” ilkesi ile harekete geçer, Bir düşünür;”Cahil toplumla seçim yapma kokuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır “ Diyor. Emperyalizm bu nedenle toplumsal yapımızı hakiki bilgilerden uzak tutmak ve cahilleştirmek için her yöntemi denemektedir


Demokrasi fukarası olduğunuz günlerde Demokrat Parti kuruldu, 27 Mayıs 1960 darbesi bu fukaralığın devamının ispatıydı ve Ülkenin başbakanı ve 2 bakanın yalan ve iftira rüzgârında ipte sallandığı günlerde yani adaletten eser olmadığı bir dönemde Adalet Partisi kuruldu. Bu ülkenin idealist evlatlarının birbirine kırdırıldığı ve ülke sevmenin işkence gördüğü günlerde yani 1980 den sonra 12 Eylülün gaddar ikliminden temel bulan ANAP yani Anavatan Partisi iktidar oldu. Devri iktidarında Bölücü PKK var oldu. Anavatanımızın bölünme projesi başlama aldı. Türkiye’nin Gümrük birliğine sokulması ve 300 milyar borcun bu yolla üstlenilmesi gibi yamuk bir yola girildiğinde iktidarda Doğru yol Partisi vardı. Aynı dönemde var edilen Susurluk olgusunun neresi doğru? Ayrıca bu siyaseten parti olan kuruluşların isimleri ile uygulamaları ne denli uyumludur bunları bir düşünmek gerekir.


Sözde Atatürkçülerin bir ters operasyon olarak milletin mukaddes değerlerine saldırmalarının sonuç ürünü olarak var ettikleri Adalet ve kalkınma partisi Adaletin en çok şaibe altında kaldığı milli mirasın yok pahasına satıldığı ama ülkede belli bir cemaat ve yandaşların dışında bir kalkınmanın görülmediği bugünkü süreci var etmiştir.


Ülkemizde yıllardır Emperyalizmin çarkını “Muhafazakarım”diyen sözde muhafazakar iktidarlar oluşturdu. Bu çarka su taşıyan arklar da sözde sol Muhalefetler oldu. Zaman zaman bir diğerinin arkı ve çarkı kılınarak bizi bugünlere taşıdılar. Getirdikleri yer belli; borç yükü altında inletilen çatıştırma ortamı haline gelmiş bir ülke ve bu ülkenin endişeli mutsuz insanları sabahtan akşama korku imparatorluğunda palavra dinliyorlar. Orta sınıf yok oldu iktidar yandaşları yeni zenginlerimiz.


Milletimize gerçek dışı serap gösteren Sıraladığım gölge iktidar süreçleri aslında bir amaca hizmet etmiştir. O da ülkenin geri bıraktırılmasıdır. İspatı da Ülkenin inkâr edilemez mevcut durumu ve milletin çektiği çilelerdir. Birçok olumsuzluk sıralamasında Dünya ölçeğinde en ön sıralarda bulunduğumuzu ben söylemiyorum. İlan edilmiş istatistikler söylüyor


MHP nin açmazı şudur. Ülkemizin üzerinde oynanan oyunlar Küresel imparatorluğun sırlı labirentlerinde toplum mühendislerince hazırlanmaktadır.


Bu oyunda oynayan aktörler rollerini mükemmel oynuyorlar. Yeşilçam döneminden beri Bu millet film kahramanları ile onların gerçek kimlikleri arasındaki ayırtı bir türlü yapmamıştır. Film deki kötü rolünden dolayı sokakta Erol Taş’a saldırılmış aslında ödlek olan birçok jön, kahraman olarak övgü ve sevgi bulmuştur. Dünyadaki ABD hâkimiyetinin sinema sanayinden aldığı psikolojik desteği göz ardı etmemek lazım.


Ülkücüler hakikatleri anlatmaya gayret ediyor ama bilinç tutulması yaşatılan toplum onların ne demek istediğini anlayamıyor. Muhafaza etmekten türeyen Muhafazakâr ahlak ile Değişim ve dönüşüm kavramlarını alay eder gibi birlikte kullananları sırtında taşıyor. Yalanın hâkim olduğu ortamda doğrular rağbet bulmuyor. Biz yalancı olamayız ama, doğruları millete anlatmanın yeni yöntemlerini geliştirmek zorundayız.


Siyasi Parti olmaktan öte amaçlar içeren yani, siyaseten parti olanlar ile bunları yaşadık ve yaşıyoruz. Siyasetten amaç ülke için olumlu bir şeyler üretmek ve bunu belli ilkeler ve kurallar dâhilinde gerçekleştirmeye çalışmaksa. Türkiye de tek bir siyasi parti var. O da MHP dir diyebiliriz .MHP nin ismine uygun işlemler yapacağı bilindiği için de sürekli iktidar olmasının yolları kesiliyor.


Siyasi bir rakibiniz varsa rekabet edebilirsiniz çünkü onun bir siyasi anlayışı bu anlayışla tutarlı bir davranışı vardır. Dayanışma yapabilirsiniz çünkü anlayışı olduğu için bunun temelinde mutlaka bir inancı vardır. Siyaseten karşınıza dikilen robotlarla klasik siyasi kurallarla mücadele edemezsiniz. Kuralsız ve hesap verme yükümlülüğü olmayan gölgelerle dans olmaz bir anda yok oluverirler ve sen başka gölgelerle ortada kalırsın. Eski gölgeler nerede? Kısa zaman önce medyada boy gösteren geleceğimize ahkâm kesenler nerede? Kim bilir hangi yalıda keyf çatarak olası gölgeler için oluşturdukları vadilerde arazi olmuş durumdalar.


Referandum sürecinde önceden siyasi parti zannettiğimiz bazılarının da siyaseten parti oldukları artık daha açık şekilde ortaya çıktı. Bu nedenle siyasi parti ve siyasi bir milli proje olarak MHP istisnai bir durum arz ediyor. Bu nedenle de rakipsiz. Bir konumda duruyor.


Referandumun ardından Sn Devlet Bahçeli’nin değindiği“Gizli gündem” konusunda haklı olduğu açıkça ortaya çıkmaya başladı. Belli mihraklar Üniter


Milli devletin yok edilmesi anlamına gelen “Federasyon” ve “Başkanlık teranelerini gevelemeye başladılar. Başbakan ve federasyon isteyen BDP genel başkanının gizli buluşma ajandası da ortaya çıktı..


Üniter Devletten Fedaratif yapıya geçilebilir ama Federatif yapıdan Üniter yapıya asla dönüş olamaz.Federasyon dönüşü olmayan ve ülkemizi bölünmeye götürecek bir yoldur. Federe devletlerin tüm dünyada sözde rakip ama özde ortak çalışan iki partiden ibaret bir uygulama ile hükümet buldukları bir somut gerçektir.


CHP içinde yaşanan film senaryosu gibi Genel başkan ve yönetim değişimi ile


Referandum sürecinde Sn.Kılıçtaroğlu’nun bazı söylevleri de inşa edilmek istenen federasyon konusunda endişelerimizi artırmaktadır.


Hiç kimse lider ve Başbakan olarak dünyaya gelmiyor. MHP Liderinin ve üst yönetiminin her geçen gün tecrübe birikimi artıyor. Anlaşılan odur ki bu birikim Yurt içinde ve dışında bazı kirli odakları iyice rahatsız eden bir düzeye erişti. Bu nedenle malüm güruh sabahtan akşama besleme basında MHP aleyhtarlığı yapıyor. Boşuna çabalamasınlar en iyi cerrahları bu bünyeden en fazla çamurlaşmış safra taşlarını alabilir.


Birçok insan MHP li oldukları için milliyetçi değiller. Aslında Ülkücü-Milliyetçi oldukları için MHP liler. MHP nin iktidar olmasını istiyor ve bu uğurda hiçbir şahsi beklentileri olmadan cansiperane çalışıyorlar Yüce Allah Bu ülke ve Millet için halis niyeti olanların yar ve yardımcısı olsun


Dr. Hikmet AYTEK


16.09.2010 - İstanbul


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   19/08/2012 - KAHROLSUN UYUŞTURUCU TACİRİ, ATEİST VE HAİN GÜRUHU!..
   06/11/2011 - KCK İHANETİN ADIDIR !..
   23/09/2011 - ALMANYA'DAN "HOOOPPP" DEDİK!..
   13/09/2011 - ALİ İMRAN 19!..
   28/08/2011 - AĞAÇ DOĞRULMADAN GÖLGESİ DOĞRULMAZ
   22/04/2011 - KÜRESEL PATRONLUĞA KARŞI MİLLETLERİN KARDEŞLİĞİ!..
   30/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK-06
   29/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK -05
   28/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK-04
   27/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK -03
   26/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK - 02
   25/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK -01
   10/03/2011 - GİRİŞİMCİ VALİLER VE ÜNİVERSİTELER GEREKİYOR !..
   22/02/2011 - KOSGEB + YÖK PROTOKOLÜ ÇOK OLUMLU BİR ADIMDIR !..
   02/10/2010 - KÜFÜR DİYE BAKARLAR ATSIZ HOCAM'IN DUALARINA
   28/09/2010 - HUTBE’DEN ÇIKARSANIZDA “ ALLAH KATINDA DİN İSLAMDIR
   19/09/2010 - SON DURUM
   16/09/2010 - SİYASİ PARTİ, SİYASETEN PARTİ İKİLEMİ
   02/08/2010 - MİLLİ DEVLET İÇİN “ HAYIR “
   26/07/2010 - 12 EYLÜLÜN DÜNÜNE DE HAYIR BUGÜNÜNE DE HAYIR
   29/06/2010 - KENDİ PATRONLUĞUMUZU KURALIM (02)
   28/06/2010 - KENDİ PATRONLUĞUMUZU KURALIM (1)
   27/06/2010 - YIPRATMANIN ARDI BÖLMEDİR!..
   25/06/2010 - BEN ÇIKAR DEMEM, ÇIKAR BENİM OLMAYINCA
   11/05/2010 - MİLLİYETÇİLİK TEPKİCİ DEĞİL ETKİLEYİCİ OLMALIDIR
   04/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER (03)
   02/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER(02)
   02/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER(01)
   19/03/2010 - MİLLİYETÇİLER BİRLEŞİNİZ
   18/02/2010 - KÜRESEL’İN KÖŞELERİ (1)
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 112

Sayfa :


 1   2 -  3 -  4 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı