Cumartesi , 21 Temmuz 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 168000  
 TOPLAM 623523513  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Dr. Hikmet AYTEK
Yazara E-Posta Gönder
HUTBE’DEN ÇIKARSANIZDA “ ALLAH KATINDA DİN İSLAMDIR

Siyaseten İslami değerlere sahiplik görüntüsü verdiği için, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Sn. Topbaş’ın : “Ayasofya turizme açılmış… Tekrar camiye çevirelim demek gereksiz bir polemik!” (29 Şubat 2004 – Pazar Postası) Dediğini gazetelerden okuduk. Daha sonra Yine basından öğrenebildiğimiz kadarınca,“Türkiye’de ilk defa Siyonizm konferansı AKP Hükümetinin ev sahipliğinde yapıldı. Theodor Herzl, Milli Kütüphane’de anıldı. (7.12.04 – Vakit) Dahası var; “AKP’li Sn. Kadir Topbaş, Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Masonlar Locası’nın toplantısına katıldı. (14.12.2004 – Vakit)


Buna benzer haberler Sn. Topbaş ile sınırlı değil. Normal vatandaşın roteryenle falan bir alıp veremediği yok. Siyasal İslamcılar iktidara gelene kadar bunların aleyhinde çok atıp tutmuşlardı bu nedenle yer veriyoruz.


” AKP’li Sn. Bülent Arınç, Antalya Kemer’de Rotaryenlere “Siz veren elsiniz, öpülecek elsiniz” dedi. Rotary rozeti takan Arınç, plaketini 2430. Bölge Guvernörü’nün elinden aldı. (Vakit Gazetesi – 18.05.2003) Sn.R. T. Erdoğan da, Rotaryen toplantısına katılan ilk başbakan oldu. Ali Babacan da masonik bir kuruluş olan Bilderberg toplantısına katıldı. (Vakit Gazetesi – 17.05.2003)


Buna benzer daha birçok haberi burada sıralayabiliriz. Devlet Adamlarımızın neyi niçin yaptıklarını bizim gibi sade vatandaşların kolayca değerlendirebileceği bir şey değildir. Ama seçilmiş olanların seçilene kadar öne sürdükleri hususlara özen göstermeleri, Kendilerini seçen halka yaptıkları işlerin gerekçelerini açıklamaları gerekir diye düşünüyorum. Kendilerini demokrat rakiplerini demokrasi karşıtı ilan edenlerin göstermesi gereken özenin herkesten fazla olması gerekmez mi?


Bu yazılanlar sol basında yer alsa siyasi maksat arayabiliriz ama anılan kişilere yıllardır emek ve omuz vermiş basın grubu yazınca konu başka bir ağırlık kazanıyor. Bildiğim kadarınca da Hayır bunlar yalan veya doğrudur ama şu milli çıkarlardan dolayı yapıldı gibi, bazı açıklamalar da yapılmadı.


Kimdir bu anısına milli kütüphaneyi tahsis edilecek kadar kıymetli olan, Teodor Herzl? Theodor Herzl 1896 yılında “Yahudi Devleti” kitabını yayınlayan ve 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde İlk Siyonist kongreyi toplayarak Dünya Siyonist Teşkilatını kuran kişidir. .Kongrede "Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir." demiştir. Ayrıca kongrede kurulması planlanan Yahudi Devleti'nin sınırlarını da belirtmiştir. Kongre sonunda Herzl Dünya Siyonist Teşkilatı'nın başkanı seçilmiştir.


İngilizler kendisine, "Yahudi yurdu" olarak Uganda’yı teklif eder, ancak Teşkilat kongrede bunu reddeder. Filistin topraklarının "vaat edilmiş topraklar" olması Herzl'in gözünü buraya dikmesinin nedenidir. O dönemde 2.Abdülhamit Siyonistlerin bu arzularına direndiği için;


Herzl “Türkler gün gelecek, dilenci durumuna düşecek ve dizlerime kapanıp yalvaracaklar”Diyerek tüm niyetini ortaya koymuş ve ardından Cennet mekân Abdülhamit’i tahtından eden süreç başlamıştır.


Birlik ve bütünlük içerisinde olan bir Türkiye, Kendi topraklarını da vaat edilmiş sayan Siyonist tehdide asla boyun eğmez. Böyle bakınca PKK terörünün ardın daki söylenegelen Siyonist desteği görmemek için ya kör ya da aptal olmak lazım.


Erdoğan 2002 seçimi öncesi Trabzon’un Of’ ilçesinde şöyle dedi:“Türkiye’de 30’a yakın etnik grup ve 4 hak dine mensup herkesi kucaklıyoruz” Dedi .(http://www.yenisafak.com/arsiv/2002/temmuz/12/p3.html )


Irk esasına göre değil millet esasına göre kurulan bir ülkenin başbakanının yapması gereken Etnik ayrım yapmadan milletin tüm unsurlarını kucaklamak ve Laik Devletin gereği olarak ta her dinden insana görevleri açısından tarafsız yaklaşmaktır. Milletin bir arada yaşama azmini artırmak ve dinsel temelde ayırımcılık yapmamak her hükümetimizin anlayışı olmalıdır. Kucaklama doğrudur. Bu usurların tamamının Türk milletinin unsurları olduğu vurgulanarak yapılırsa daha da doğru olur. Ama İslami terminolojideki “Hak Din” Kavramını uluorta kullanması ne derece uygun olur?


Bir toplumda 4 din varsa tarafsız olması gereken başbakan tarafından bunlardan birisinin bakış açısı ile diğerlerine ilişkin bir belirleyicilik haksızlık olur. Zaten hep böyle yapıldığı ve İslam hoşgörü dini olduğu için tüm tarafları ile bir gerçek değerlendirme asla ortaya çıkmıyor. Hıristiyanlar ve Musevilerin de değerlendirildiği bir ortamda onların bakış açılarının da yansıtılması daha doğru ve vicdani olmaz mı?


Benim de Müslüman olarak ikna edilmem onore edilmem gerekmez mi? Patrikhanedeki açılmayan kin kapısı hangi hakkın ürünüdür. Vatanımı kendisi için vaat edilmiş toprak görenlerin böyle bir hakkı var mı dır? Ülkemde yüzlerce kilise açılabilmesi Müslüman Türkün hoşgörüsüdür. Irkçı katliamlara karargâh olan bazı dini yapıları ihya etmek hoşgörüden de çok öte bir şeydir. Peki, bunlara karşılık yâd ellerde kalmış viraneye dönüşmüş ecdat yadigârı camilerimiz ne durumda. Endülüs te Balkanlar da ve Erivan da kiliseye çevrilmiş camilerimiz için yeniden camiye dönüşmesi mümkün diyebilen bir Allahın kulu var mı?


Biz fetih ettiğimiz hiçbir yerde oradaki halkın izni olmadan ve ücretini ödeyerek tapusunu almadan hiçbir kiliseyi cami yapmadık. Bu davranışın batıda bir karşılığı var mı?


Yüce ceddimin karşılığını ödeyerek bize miras bıraktığı yani tapulu malımız olan Ayasofya ve Fatih itfaiye semtinde ki Fethin ardından 2. Cuma namazının kılındığı Molla Zeyrek camileri niçin hala gerektiği şekilde faal değildir? Bir başka din mensubu bizim bu müktesep hakkımızı hiç dile getiriyor mu? Tapulu malımı kullanmak için birilerinden “Okey” mi almamız gerekiyor? Bıktık her iktidar döneminde süren bu tek yönlü tavizlerden. Ben 61 Yaşındayım. Yaşadığım süreçte bugüne kadar Yalnız bu hükümet değil hiçbirisinin Milli ve manevi açıdan gururumu okşayan bir tutumunu görmedim oh be diyemedim.


Sn. Erdoğan birden fazla hak din ifadesini 3. Din Şurası’nda da tekrarladı: “Bütün gerçek din ve inançlar, insanlığı hayra, iyiliğe, güzelliğe çağırmıştır.” (21.9.2007 Vakit) Hâlbuki Kur’an–ı Kerim’e göre tek hak din İslam’dır. Başkalarının dinine saygı duymak ve dinen zorlamada bulunmamak biz Müslümanların dini anlayışlarının çerçevesi içindedir. Ama bizim inandığımız değerlerin onlarla alakası olmayan olgulara ilişkin hakikate aykırı biçimde kullanılması da Hakkaniyetle bağdaşamaz.


Sn.R. T.Erdoğan ne gerekçe ile bunları söylüyor bilebilmemiz tabi ki mümkün değil. O Bu şekilde bir yaklaşım sergilerken AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Kretschmer’in bizzat, ABD Büyükelçisi Edelman’ın ise mektup yazarak rahatsızlığını dile getirdiği bir ayeti kerime, AKP hükümetinin gayretleriyle hutbeden çıkartılarak yerine bir hadisi şerif konuldu.


“AB ve ABD istedi… ABD Büyükelçisi Edelman bu ayeti okumayın diye Hükümete mektup yazdı. Ve her Cuma camilerde okunan “Allah Katında Din İslam’dır” ayeti hutbelerden çıkarıldı. Skandal düzenleme Din İşleri Yüksek Kurulu’nun hazırladığı yeni “Hutbe Değerlendirme Kılavuzu” ile ortaya çıktı. Bugüne kadar her Cuma namazında okunan Ali İmran suresi 19. Ayeti, “Allah Katında Din İslam’dır” ayetine yer verilmedi. Kılavuza göre bu ayetin yerine artık “Tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir” Hadis-i Şerif’i okunacak” (29.Nisan 2006 Milli gazete) .


Şunu demek istiyoruz ki Onun dinimizin esaslarına aykırı biçimde Hak din ilan ettiği ama aslında insanların değiştirip yorum yaptıkları bir Felsefi dine sahip kurumsal kişiler tarafından Cuma Hutbelerine Müdahale edilmiştir.Adamlar kendi peygamber ve dinlerine sadık kalmamış kafalarına göre aslına uygun olmayan 4 farklı kitap yazmışlar,Alışkanlığını senin dininin üzerinde de yürütmek istiyorlar.Boşluk verirsek dinen sonumuz onlardan beter olabilir..


 


 


Ben O güzel Allahın güzel peygamberinin ayağının türabı olayım. Ne güzel müjde vermiş. Biz Bu hadis niye okunuyor demiyoruz. Ayrıca bu hadisi niye seçtiklerini de gayet iyi anlıyoruz. Biz peygamberimizden beri her Cuma okunan Ayet niye artık okunmuyor diye soruyoruz. Bu konu gazete de yazılıp orda kalmış değil uzun süredir uygulama yapılıyor.


Muhafazakâr olduğunu iddia eden ama her nasıl bu iki kavram bir araya gelebiliyorsa aynı zamanda dönüşümcü-değişimci olduğunu söyleyen birileri İçeride her Cuma halkı da şahit yapan bunun gibi alışılmadık uygulamaları yaparken dışarıda da halkın görmediği ortamlarda daha neler yapıyorlar?


Yine basından takip ettiğimiz ve bizi yaralayan bir husus olarak Sn.R. T. Erdoğan ve Sn. A. Gül, 29 Ekim 2004 tarihinde AB Anayasası’nı imzaladılar. Nerede?  “Bütün Türkler yok edilmeden Hıristiyan dünyası rahat etmeyecek!” diyen Papa Cixtus’un (1585–1590) heykeli altında, manevi huzurunda.


Papa Jean Paul’un ölümü dolayısıyla, İçişleri Bakanlığı’nın emri ile tüm vatan sathında bayraklar yarıya indirildi. İçişleri Bakanlığı, 8.4.2005 Cuma günü tüm resmi dairlerde gündoğumundan–günbatımına bayrakların yarıya indirilmesini istedi. Emir örneği için: (http://www.istanbul.gov.tr/images/docs/emir.doc) Hâlbuki  Papa için Rusya’da bile bayraklar yarıya inmedi (!)


Papa 16. Benedict’in sevgili Peygamberimizi hedef alan “Muhammed kılıçla din yaymaktan başka ne yapmıştır…”  şeklindeki pervasızlığına hiçbir ciddi Resmi bir karşılık verilmedi.
Önce Papa’yla görüşmeyeceğini söyleyen Sn. Erdoğan, aksine Papa’yı uçağın merdivenlerinde karşıladı.


:II. Vatikan Kon sili tarafından 1965’te karar altına alınan “Dinler arası diyalog” projesi uygulamaya geçirilerek AKP hükümeti tarafından Antalya’da Dinler Bahçesi açıldı. (Aralık 2004) Serik ilçesine bağlı Belek beldesinde Başbakan tarafından açılan “hoşgörü merkezi”nde cami, kilise, sinagog aynı avluya bakıyor. Bu davranış karşı tarafta aynen bir karşılık bulmuşumudur? Tabi ki Hayır.


Umuma açık içkili yerlerin okullara uzaklığı 200 metreden 100 metreye indirildi. Turizmi teşvik kapsamında olan yerlerde ise mesafe şartı aranmayacak. (4.4.2004 – Türkiye)


 


Ve bazı ilklere de AKP imza attı: AKP’den bir ilk: Gay ve Lezbiyen Filmleri Festivali’ne onay verildi. (27.09.2004 –Vakit) “Outistanbul 1. Uluslararası İstanbul Gay ve Lezbiyen Filmleri Festivali” Aile Sağlığı adı altında bazı okullarda “eşcinsellik” dersi verildi. Tepki gelince uygulama durduruldu. (16.03.2007 – Zaman)Türkiye’nin ilk eşcinsel oteli açıldı. (31.05.2007 – Posta)


İbre AB ve Vatikan’a dönünce ilginç uygulamalar da başladı: AB mevzuatına uygun Türk Gıda Kodeksi yayınlandı. “Çiğ Kırmızı Et ve Hazırlanmış Kırmızı Et Karışımları Tebliği” Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. (http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/4716801_p.asp) Domuz ve yaban domuzu kasaplık hayvanlar arasına alındı. Kasaplarda domuz etinin dana eti ile beraber satışı serbest bırakıldı.


“Zina suç olmaktan çıkarıldı” (2004). AKP’nin meclisten geçirdiği TCK’nın 230. maddesi: “Aralarında evlenme olmaksızın dini nikâh yapanlar, 6 aya kadar hapisle cezalandırılırlar.” (2004) maddesi getirerek; nikâhsız birlikteliğin önünü açtı, zina suç olmaktan çıkartıldı. Iğdır Valisi şu açıklamayı yapma ihtiyacı hissetti: “Fuhşun suç sayılmaması ve yaygınlığı yüzünden namuslu kadınlarımız neredeyse sokağa çıkamaz hale geldi.” (23.11.2005 – Vakit)


4928 No.lu ve 15.07.2003 tarihli Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ‘cami’ kelimesi ‘ibadethane’ olarak değiştirilerek apartman kiliselerinin önündeki yasal engel kaldırıldı.(25173 sayılı Resmi Gazete – Yayın tarihi:19 Temmuz 2003 Cumartesi) Bu nedenle Selçukludan beri açılan kilise sayısından fazlası şu birkaç senede açıldı.


Bu günlerde yandaş kanallarda engizisyon mantığıyla Milliyetçilerin imanını tartmaya çalışan yandaş medya bakıyor ama, görmüyor daha doğrusu hakikatleri görmek istemiyor. Ülkücülerin bu milletin önce manevi sonra maddi değerleri için yeri geldiğinde binlerce şehit verdiğini biz biliyoruz. 12 ciltlik ülkücü şehitler antolojisi tarihsel bilgi ve belgelerle bu durumu gayet net açıklıyor. Biz onlar gibi İslam dışı davranmıyoruz kimsenin inanç ve imanını tartmıyoruz. Şirke girmiyoruz. Yüce Allah böyle bir yetkiyi kimseye vermiş değil.


Bizim yaptığımız tarihiyle, kişileriyle bazı olay ve olguları basında yer aldığı şekliyle aktarmak ve hatırlatmak şeklinde açıklanabilir. Yani yakın tarihte gerçekleşmiş tarihe geçebilecek olayları sıraladık. Zaten tarih denen şey bir anlamda devlet yöneticilerinin yaptığı davranışlar ve doğurduğu sonuçlar değil midir?


Allah cümlemizi zatına layık kul eylesin.


Dr.Hikmet Aytek 27.09.2010 İstanbul


 




 


)




 


 


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   19/08/2012 - KAHROLSUN UYUŞTURUCU TACİRİ, ATEİST VE HAİN GÜRUHU!..
   06/11/2011 - KCK İHANETİN ADIDIR !..
   23/09/2011 - ALMANYA'DAN "HOOOPPP" DEDİK!..
   13/09/2011 - ALİ İMRAN 19!..
   28/08/2011 - AĞAÇ DOĞRULMADAN GÖLGESİ DOĞRULMAZ
   22/04/2011 - KÜRESEL PATRONLUĞA KARŞI MİLLETLERİN KARDEŞLİĞİ!..
   30/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK-06
   29/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK -05
   28/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK-04
   27/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK -03
   26/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK - 02
   25/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK -01
   10/03/2011 - GİRİŞİMCİ VALİLER VE ÜNİVERSİTELER GEREKİYOR !..
   22/02/2011 - KOSGEB + YÖK PROTOKOLÜ ÇOK OLUMLU BİR ADIMDIR !..
   02/10/2010 - KÜFÜR DİYE BAKARLAR ATSIZ HOCAM'IN DUALARINA
   28/09/2010 - HUTBE’DEN ÇIKARSANIZDA “ ALLAH KATINDA DİN İSLAMDIR
   19/09/2010 - SON DURUM
   16/09/2010 - SİYASİ PARTİ, SİYASETEN PARTİ İKİLEMİ
   02/08/2010 - MİLLİ DEVLET İÇİN “ HAYIR “
   26/07/2010 - 12 EYLÜLÜN DÜNÜNE DE HAYIR BUGÜNÜNE DE HAYIR
   29/06/2010 - KENDİ PATRONLUĞUMUZU KURALIM (02)
   28/06/2010 - KENDİ PATRONLUĞUMUZU KURALIM (1)
   27/06/2010 - YIPRATMANIN ARDI BÖLMEDİR!..
   25/06/2010 - BEN ÇIKAR DEMEM, ÇIKAR BENİM OLMAYINCA
   11/05/2010 - MİLLİYETÇİLİK TEPKİCİ DEĞİL ETKİLEYİCİ OLMALIDIR
   04/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER (03)
   02/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER(02)
   02/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER(01)
   19/03/2010 - MİLLİYETÇİLER BİRLEŞİNİZ
   18/02/2010 - KÜRESEL’İN KÖŞELERİ (1)
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 112

Sayfa :


 1   2 -  3 -  4 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı