Cumartesi , 21 Temmuz 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 165166  
 TOPLAM 623520679  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Dr. Hikmet AYTEK
Yazara E-Posta Gönder
LİBYAYI ANLAMAK -05


 ORTADO?U VE KUZEY AFRİKADA YAŞANAN SON SÜREÇ


Mevcut durum algılamamızı ve gelecekçi varsayımlarımızı bazen empatik perspektif ile sunarak açıklamaya gayret ettik. Buraya kadar yaptığımız anlatım


Bugün Orta doğu ve kuzey Afrika da estirilmeye çalışılan değişim rüzgârlarının


Yön ve nedenini daha iyi kavranmasına yöneliktir. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı amaçlayan emperyalist yaklaşımlar tarihsel süreç içerisinde yapılan uygulamalarla net şekilde belirgin ve kanıtlıdır. Geri bıraktırılmış, kaynakları yağmalandığı oranda yaşam bulabilen bölge ülkeleri ve hükümetleri küresel imkânlar açısından kısıtlı bir konum arz etmektedirler.


Avrupa da ki Müslüman bölgeler, Kuzey Kıbrıs ve Kafkasya bilhassa karabağ ve Bosna’da ki katliama varan tutumlar da bu bölgelerdeki amaç ve niyetlere paralel ve ilişkili koşulları barındırmaktadır. Soğuk savaşı sona erdiren Sovyet tehdidi’nin ortadan kalkmasının ardından İslam inancını doğal düşman olarak benimseyen buna göre doktrin oluşturan emperyalizmin Düşmanını zayıflatmak ve gerekirse yok etmek için davranışlarda bulunacağı göz ardı edilmemelidir. Anılan bölgeler; çatışma ve güç sınama alanları olarak kabul edilmekte. Ekolojik gelecek planlamaları için dirençsiz yerleşilebilecek, enerji havzaları oldukları için de Gelişmiş bölgeler için ayrıca verimlilik içeren bölgeler olarak görülmektedirler. Az gelişmiş Hıristiyan ülkelerin insanları da yaratılan bu öteki kavramının etrafında daha rahat yönlendirilebilmektedir.


Osmanlının dağılmasından sonra onun coğrafyasında yer alan ve birinci sınıf insan muamelesi gören Müslüman ülkeler Avrupalı emperyalistlerin işgaline uğradı, Bu işgal eylemlerinde binlerce masum insan özellikle Fransızlar tarafından tecavüze uğradı, sakat kaldı ve katliam boyutunda öldürüldü. Bir müddet sonra yerel halklar bu işgallere karşı tutum geliştirdikçe içlerinden edinilen yandaşlara askeri darbe yaptırtarak sert diktatörlükler var ettiler. Diktatörler marifeti ile sömürgecilik anlayışlarını yine de sürdürdüler. Artık halk Bugün bunlara karşı da durmaya başlayınca Demokrasi kavramını kullanarak yarı özerk konumlarını bu kılıf altında sürdürme stratejilerini uygulamaya koydular. Amaçları’nın kendi çıkarları için kullanabilecekleri iç dinamikleri de avutabilecek yeni karar mekanizmaları oluşturmak olduğu açıkça görülmektedir.


Nimeti küfran Emperyalistler bir yandan arpalık diğer yandan çöplük olarak fonksiyon yükledikleri ama zenginliklerinin kaynağını oluşturan bu enerji havzalarının denetimini asla bırakmak istememekte, Aynı bölgede çifte standart denilebilecek uygulamalar yapmakta ve bu uğurda çok şeyi göze alabilecekleri


gözlemlenebilmektedir.Tunus-Cezayir-Mısır-Libya- Bahreyn-Yemen/Ürdün-Lübnan/Suriye-Irak/İran için yapılan ve yapılmak istenenler irdelenirken Aynı bölgede yer alan İsrail faktörün de önemli bir etken olduğu unutulmamalıdır. Ayrıca bu Siyonist ülkenin tutum ve ilişkileri bize bazı ipuçları sunmaktadır.


Tunus ve Mısırda diktatörler halk ayaklanması ile makamlarını terk zorunda kalmışlar ama halkın amaçlar doğrultusunda örgütlenme yetersizliğinin bir sonucu olarak çağdaş bir yönetim oluşturulamamıştır. Mısır devrik diktatörü


Halkına karşı çok zalim ve öldürücü tutumlar takınmış bir insanken ve halkın büyük çoğunluğu ona karşıyken ona karşı tedbir almayan batı, Halkına bu denli zulüm etmeyen, ülke gelirlerini halkına daha makul yansıtan Karşıtları yandaşlarına kıyasla azınlık olan Libya diktatörü Gemi, Denizaltı ve uçaklarla kuşatmaya alınmış ülkesi bombardıman edilmekte sivil halk bu açılan ateşlerle ölmektedir. Bizim tarihimizde Çanakkale de yaşadığımız manzara şimdi Libya kıyılarındadır.Emperyalizmin saldırısı yurdunu savunan insanlara saldırı şekline dönüşmektedir.Batı koalisyonu Libya da yeni üslubunu geliştirmektedir.


Bunu şöyle özetleyebiliriz; “Birtakım muhalif bul veya yarat, devlete silahla kafa tutsunlar, devlet nefsi müdafaa yapınca halkı katlediyorsun diye müdahale et.” Oysa Bahreyn de aynı günlerde halk çoğunluğu ayaklanıyor Bahreyn güvenlik güçleri yetmeyince Suudi Arabistan dan da asker ve polis desteği alınarak silahsız halktan birçok kişi öldürülüyor. Bunun konusu bile yapılmıyor. Birleşmiş milletlerinin uygulamayan birçok müdahale kararına rağmen terörist İsrail devleti aynı günlerde Gazze şeridini yeniden bombardımana tabi tutarak birçok sivili öldürülüyor. Bunun da lafı bile edilmiyor. Emperyalizmin çifte standartları anlatmakla bitmez. Bizim bu yazımızda da elimizden geldiğince amaç ve uygulamalarının mantığını anlatmaya çalıştık.


Tunus-Cezayir-Mısır-Libya- Bahreyn-Yemen/Ürdün-Lübnan/Suriye-Irak/İran Ürdün ve Lübnan hariç Tüm bu ülkelerin ortak paydası Petrol ve Doğal gaz Ürdün ve Lübnan da başka madenler ve İsrail yönünden stratejik önem vardır. Mısır Nil suları ve tarım havzaları ile ayrıca önemli. Kıtalar arası deniz ulaşımı için Süveyş kanalını ve boğaz gibi algılanabilecek Kızıl Denizin alt köşesini tutan yemen güçler dengesi açısından ayrıca önemlidir.Küresel etkileşimin sonuçlarından olarak Sahra altından gelen göçmenleri kuzey Afrika ülkelerine yerleşmek isteyecekleri, Kuzey Afrika da yerleşik unsurların ise Avrupa ya yönelecekleri ve hatta bu hareketlenmelerin sıklıkla yaşandığını belirtebiliriz. Kendi liginde Plüralist/liberal ama İslam ligine karşı rasyonel/pragmatik ve köleleştirme ekeninde davranan batı kökenli Emperyalizm, doğrudan veya maşaları marifetiyle bu bölgeyi bu yönüyle de denetiminde tutmak istemektedir


— DEVAM EDECEK –


27.Mart.2011/İstanbul


Yrd. Doç. Dr. Hikmet Aytek


 


 


 


 


 


 


 


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   19/08/2012 - KAHROLSUN UYUŞTURUCU TACİRİ, ATEİST VE HAİN GÜRUHU!..
   06/11/2011 - KCK İHANETİN ADIDIR !..
   23/09/2011 - ALMANYA'DAN "HOOOPPP" DEDİK!..
   13/09/2011 - ALİ İMRAN 19!..
   28/08/2011 - AĞAÇ DOĞRULMADAN GÖLGESİ DOĞRULMAZ
   22/04/2011 - KÜRESEL PATRONLUĞA KARŞI MİLLETLERİN KARDEŞLİĞİ!..
   30/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK-06
   29/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK -05
   28/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK-04
   27/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK -03
   26/03/2011 - LİBYAYI ANLAMAK - 02
   25/03/2011 - LİBYA'YI ANLAMAK -01
   10/03/2011 - GİRİŞİMCİ VALİLER VE ÜNİVERSİTELER GEREKİYOR !..
   22/02/2011 - KOSGEB + YÖK PROTOKOLÜ ÇOK OLUMLU BİR ADIMDIR !..
   02/10/2010 - KÜFÜR DİYE BAKARLAR ATSIZ HOCAM'IN DUALARINA
   28/09/2010 - HUTBE’DEN ÇIKARSANIZDA “ ALLAH KATINDA DİN İSLAMDIR
   19/09/2010 - SON DURUM
   16/09/2010 - SİYASİ PARTİ, SİYASETEN PARTİ İKİLEMİ
   02/08/2010 - MİLLİ DEVLET İÇİN “ HAYIR “
   26/07/2010 - 12 EYLÜLÜN DÜNÜNE DE HAYIR BUGÜNÜNE DE HAYIR
   29/06/2010 - KENDİ PATRONLUĞUMUZU KURALIM (02)
   28/06/2010 - KENDİ PATRONLUĞUMUZU KURALIM (1)
   27/06/2010 - YIPRATMANIN ARDI BÖLMEDİR!..
   25/06/2010 - BEN ÇIKAR DEMEM, ÇIKAR BENİM OLMAYINCA
   11/05/2010 - MİLLİYETÇİLİK TEPKİCİ DEĞİL ETKİLEYİCİ OLMALIDIR
   04/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER (03)
   02/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER(02)
   02/05/2010 - MİLLİYETÇİ GENÇLERE ÖĞÜTLER(01)
   19/03/2010 - MİLLİYETÇİLER BİRLEŞİNİZ
   18/02/2010 - KÜRESEL’İN KÖŞELERİ (1)
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 112

Sayfa :


 1   2 -  3 -  4 -

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı