Pazar , 18 Kasım 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 131782  
 TOPLAM 650761321  
08.06.2007 itibariyle
YAZARLAR
Sema ESEN
Yazara E-Posta Gönder
ÇANAKKALE'DE ASKER MÖNÜSÜ!..

                    ÇANAKKALE’DE ASKER MÖNÜSÜ 


            Elimde iki mermi,ikisinin de ucu eğri.Metrekareye 6000 merminin düştüğü bir mahşerden kalma,havada çarpışan iki mermi...Tarihin en hazin savaşlarından birinden bakiye…Bizimkinde Arap harfleri var ,daha çok eğrilmiş.Köylülerin demesine göre yağmur yağdıkça,şöyle şiddetli bir rüzgar estikçe toprağın üstüne çıkıverirmiş mermiler,kemikler.Ayaküstü konuşmamızdan sonra topladıkları mermilerden ikisini bana vermişlerdi.Özenle saklıyorum.Merak edenlere de gösteriyorum.


         Çanakkale,Sarıkamış,Yemen…Gidenin dönmediği, baba-oğulun farklı cephelerde yitip gittiği,nice on binlerin ölmeden mezara girdiği,aceplerin cevap bulunamadığı, yakın tarihimizin hazin savaşları…Yıllar evvel gittim Çanakkale’ye,sonra da fırsat buldukça.Ve daha önce gelmediğim, getirilmediğim için suçluluk duygusuna kapıldım.Aile büyüklerinin kabir ziyaretlerine gitmemek gibi bir duygu bu.Kaldı ki Şehitlikte nüfus kütüğümde kayıtlı olduğum yerden büyüklerimin de olduğunu gördüm.Orada her adımda Akif’in dizeleri  canlanıyor.”Ölüm indirmede gökler,ölü püskürmede yer/O ne müthiş tipidir ,savrulur enkaz-ı beşer/Kafa,göz,gövde,bacak,kol,çene,parmak,el, ayak/Boşanır sırtlara, vadilere sağanak sağanak” Kanınız donuyor.Düşünün havada uçuşan organlardan bir tipi…Mübalağa değil.Rahmetli halamdan dinlemiştim .Kayınbiraderi, başının üstünde uçuşan kol ve bacakları görünce  o anki şokla şuur kaybına uğruyor ve geri gönderiliyor. Gidenler bilir. Her bastığınız yere usulca basıyorsunuz Çanakkale’de,basmak zorunda olduğunuz için basıyorsunuz.Gelibolu,Arıburnu,Conkbayırı,Anafartalar,Kabatepe…Kanlı Sırt’ı gördükten sonra ne kaldığımız otelin önünden,ne de başka bir zaman orada denize hiç girmedim. Belki tuhaf ama ilk gidişimden sonra üzüm hoşafı da içemiyorum.Boğazımda düğümleniyor.Sebebi alt satırlarda…


                                                                                                                                                        Çanakkale mönüsü      
 
43. Alay 1. Piyade Taburu 1. Bölük, 1917 yılı yemek listesi; 
 
15 Haziran Sabah: Üzüm hoşafı Öğle: YOK Akşam :Yağlı buğday çorbası ve tam ekmek 
 
26 Haziran Sabah: YOK Öğlen: Yok Akşam: Üzüm hoşafı, tam ekmek 
 
18 Temmuz Sabah: Üzüm hoşafı Öğle: YOK  Akşam: Yarım  ekmek 
8 Ağustos    Sabah   yarım ekmek öğle yok Akşam: Şekersiz üzüm hoşafı, ekmek YOK


21 Temmuz 1917’den itibaren ekmek istihkakı 5oo grama indirilmiştir.


            Yarbay Mustafa Kemal’i  Çanakkale’de fark ediyor dünya basını.Cephanesinin bittiğini söyleyen askere “Cephaneniz bittiyse süngüleriniz var.Ben size taarruzu değil,ölmeyi emrediyorum! “sözleriyle önce Çanakkale’den ışıyor. Yüz binlerce çocuk-genç-yaşlı ölümüne kenetleniyor ve  Çanakkale geçilemiyor.Bütün Avrupa’nın Yenilmez Armada’sı boyunun ölçüsünü alıyor .Çatışmayı durdurup ,bacağından yaralanan İngiliz komutanı şefkatle arkadaşlarına teslim eden meçhul  asker o anda ,215 okkalık koca mermiyi kaldıran Seyyit Onbaşı sonradan abideleşiyor,efsaneleşiyor. 


        Anzaklar  25 Nisan’da akın ederler dedelerinin aziz hatıralarına saygı adına.Üstelik taa dünyanın öbür ucundan gelirler.Bilirler ki dedeleri burada kendi topraklarındaki gibi uyumaktadır.Çünkü Mustafa Kemal onları da  şefkatle kucaklamıştır,tıpkı meçhul asker gibi.Çocuklarının kendi topraklarına defnini isteyen anneler ,Mustafa Kemal Atatürk’ün şu ışıklı sözlerinden sonra gönül rahatlığıyla evlatlarını burada bırakmışlardır.”Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar!Gözyaşlarınızı dindiriniz.Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.Huzur içindedirler ve huzur içinde uyuyacaklardır.Bu topraklarda canlarını verdikten sonra bizim evlatlarımız olmuşlardır.”Peki Avustralyalı annelerden biri,”Zaruri olmadıkça savaş bir cinayettir” insancıllığıyla savaşın vehametini altın sözlerle dile getiren Mustafa Kemal’e nasıl teşekkür etmişlerdir görelim: 
Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını ali-i cenap sözleriniz hafifletti, gözyaşlarımız dindi. Bir anne olarak bana bir güzel teselli bahşetti. Yavrularımızın sonsuz uykularında huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizler de kendilerine Ata demek istiyoruz. Çünkü yavrularımızın başında söylediğiniz sözler ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce,ilahi...Evlatlarımızı bir baba gibi 
kucaklayan büyük Ata'ya hepimiz adına şükran,sevgi ve saygıyla…”


     Bizde okullarda  piknikler ,konserlere ,tiyatro ve sinemalara,oyuncak müzelerine falan  götürülür çocuklar.Çanakkale’ye ne hikmetse gelmez. Eloğlu kendi dedesi için taa Avustralya’dan kalkar geliyor,Bizimkiler mahzun ,kırgın bekliyor torunlarını öylece…


       Bu coğrafyadaki herkesin,ama herkesin orada yatanlara ve bütün şehitlerimize bir minnet borcu vardır.18 Mart olması şart değil,mutlaka gidilmeli ve yaşanmalı.Bütün şehitlerimizin aziz hatıralarına saygı ve şükranla.Vatan size minnettardır…


 YAZARIN TÜM YAZILARI
   18/03/2011 - ÇANAKKALE'DE ASKER MÖNÜSÜ!..
   31/12/2010 - 2010’A ELVEDA
   05/12/2010 - ÜLKEMDE VE DÜNYADA KADIN HAKLARI GÜNÜ!..
   24/11/2010 - SÖZ MECLİSTEN İÇERİ
   29/10/2010 - CUMHURİYETİ BİZ BÖYLE KAZANDIK
Yazarın Sitemizdeki  Kayıtlı Toplam Yazısı : 5

Sayfa :


 [ 1 ] 

Kampanya detayları için TIKLAYINIZ

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı