Pazar , 23 Eylül 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 121616  
 TOPLAM 637651848  
08.06.2007 itibariyle
Ekonomi Geri Dön 
TÜRK ASKERİNİN ORTADOĞUDAKİ KÜRESEL PETROL SAVAŞLARINDA YERİ YOKTUR. BU OYUNA DUR DİYELİM.
Harp zaruri ve hayati olmalı. Gerçek kanaatim şudur; Milleti harbe götürünce vicdanımda acı duymamalıyım. ”Öldüreceğiz” diyenlere karşı “Ölmiyeceğiz” diye harbe girebiliriz. Lakin, millet hayatı tehlikeye uğramadıkça, harp bir cinayettir. (Gazi Mustafa Kemâl Atatürk – 1923)

Birkaç gündür istifa etmi? olan ve yeni hükümet kurulana kadar vekaletle göreve devam eden AK Parti yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti sokaklarında Suriye ile sava? tamtamları çalınıyor. Kayna?ı belli olan görünmeyen eller ülkeyi paldır-kültür Suriye ile sava?a do?ru sürüklemek istiyor..


Medyada çe?it çe?it sava? senaryoları, bilir-bilmez yarım akıllı sava? uzmanlarının(!) a?zından dile getiriliyor. Do?al olarak yanlı? yapılıyor ve kafalar karmakarı? ediliyor..


Hükümet askere “Suriye’ye girin” demi?. Asker “yazılı emir istemi?”. Hükümet hemen hazırlayıp yazılı emrini vermi?. Asker Suriye’ye giri? hazırlıkları yapıyormu? v.s…


Önce ?unu bilelim. Sava?ı askerler de?il T.C. Devleti Hükümeti,tüm milli güç unsurlarını kullanarak yapar. Askeri güç, sava?ı planlayıp uygulayacak sekiz milli güç unsurundan biridir ve sava?ta en son devreye girerek noktayı koyacak temel unsurdur.


ıki ülke arasındaki sorunlar barı?çıl metotlarla çözülemeyince bu defa hükümetler sava? açar. Her sava?ın mutlaka elde etmesi gereken belirli bir siyasi hedefi olur. TBMM’den sava? açma yetkisini alan hükümet, bu sava?la ilgili olarak seçti?i siyasi hedefi elde etmek için HÜKÜMET DıREKTıFı hazırlar. Bu direktif askerle birlikte devletin bu sava?ta kullanaca?ı tüm unsurların çok detaylı görev ve sorumluluklarını içerir.


Uluslararası hukuk kuralları ve BM Antla?masının temel esaslarına göre hazırlanan bu direktif içinde askerin hedefi somut olarak belirlenir. Bu hedefe nereden ve nasıl gidilece?i; hedefte ne kadar kalınaca?ı; hedef ülkede hangi hukuki kuralların cari olaca?ı; yapılacak askeri harekata etki edebilecek bölge ve dünya ülkeleri ile hangi angajman kurallarının uygulanaca?ı; bu harekatın personel, malzeme, teçhizat, ia?e ve ibadesi ile sa?lık hizmetlerinin nasıl sa?lanaca?ı ve özellikle bu sava?ın ileti?iminin nasıl sa?lanaca?ı gibi hususlar soruya muhatap kalınmayacak kadar açıkça belirtilir. Bunlar tam tespit edilip, muhtemel sonuçları iyi de?erlendirmeden yapılacak askeri harekat mutlaka hüsranla ve ma?lubiyetle sonuçlanır.


Sava? Hali’nin ne oldu?u ve hangi prosedüre uygun olarak ilan edilece?i Anayasamızda açıkça belirtilmi?tir. Buna göre ülkenin tüm imkanlarının bir sava?a hazırlanması, seferberlik ilan edilmesi ve devam ettirilmesi için barı? ?artları kanunlarının yetmeyece?i açıktır. Sava? ?artlarının zorlu?u bilindi?inden çok özel tedbirlerin hızla alınabilmesi için 2941 Sayılı SEFERBERLıK VE SAVA? HALı KANUNU maddeleri yürürlü?e sokularak bazı hürriyetleri kısıtlayan Sıkıyönetim ve Sava? Hali ilan edilir. Do?al olarak bütün bu hazırlıklar belli bir zaman sürecine ihtiyaç gösterir.


Yani medyada çok dillendirilen sava? hali, birdenbire olu?an ve hemen olup-biten bir durum de?ildir. 1974 Kıbrıs Barı? Harekatının üzerinden 41 yıl geçmi?tir. Ve bu harekatı gerçekle?tiren Kıbrıs Türk Barı? Kuvvetlerinin sava? hali halen devam etmektedir. Çünkü, 41 yıl önce sava?an tarafların askerleri arasında yapılan Ate?kes Antla?ması, henüz siyaset makamı tarafından kabul edilen Barı? Antla?ması ile sonuçlanmamı?tır.


Bu i?in teknik yönüdür. ılgililer ve yetkililer mutlaka tarih önünde hesap verebilmeleri için bu kuralları i?letmek durumundadır. Bu i?ler do?ası gere?i gizli yapılır. Yani ?imdi basından pek çok çe?idini gördü?ümüz sava? planları tamamen spekülasyon ve hayalleri çalı?tırmaktan ibaret bo? haberlerdir.. Bir bakıma bugün ya?ananlar AK Partinin seçim yenilgisini örtecek kaos ortamının yaratılmasına ili?kin psikolojik harekat operasyonlarıdır.


?urası bir gerçektir. Bugün Suriye sınırımız boyunca kontrolumuzda olmayan bölge içinde emperyalist küresel güçlerin devrede oldu?u tipik bir asimetrik sava? tüm hızıyla devam etmektedir. Bununla ilgili I?ıD, PKK, KOBANı, PYD, HıZBULLAH kavramları Türkiye gündeminin de?i?mez temalarıdır..


Bugün sınırlarımız dı?ında, olu?masında Türkiye’nin de büyük günahı oldu?u iddia edilen müthi? bir sıcak sava? ya?anıyor. Yıkılması için gün sayılırken, arkasına Rusya-Çin-ıran gibi güçlerin deste?ini alan Be?ar Esad Suriye’de iktidarını sa?lamla?tırıyor. Irak ve Suriyeyi parçalamak için batının destek vererek ya?attı?ı terör örgütleri içinde en güçlüsü olan I?ıD Suriye ve Irak topraklarının büyük bir kısmında hakimiyetini kuruyor..


Ülkemizde 2.5 milyon Suriyeli mülteci serseri mayın gibi kontrolsuz ve ba?ıbo? dola?ıyor. Elek haline dönen Suriye sınırımızdan geçen mülteciler ülkenin her yanını güvensiz hale getirirken kendine yetmeyen ekonomimizi felç ediyorlar.


Suruç’un güneyinde Suriyeli Kürtlerin yo?un olarak ya?adı?ı Kobani kasabasında I?ıD ve PYD örgütleri kıyasıya sava?ıyor. Bölgeden kaçan Suriyeli Kürtler Türkiye’ye sı?ınıyor. ABD ve müttefikleri “I?ıD’a kar?ı hareket ediyoruz” bahanesi ile tüm bölgede havadan kurdu?u hakimiyetini sürdürüyor. Yani Irak petrollerinin Akdenize kesintisiz inmesini sa?layacak bir Kürt koridorunun hazırlanması için batılı güçler tüm imkanlarını kullanıyorlar. Türkiyede buna her ?ekilde katkıda bulunuyor.


Güney sınırlarımızda durum böyle iken PKK terör örgütü yanda?ları; tüm Türkiyede devletin tüzel ki?ili?ine, bayra?ına, Atatürk heykellerine, okullarına, belediye binalarına, devletin araçlarına, bankalarına saldırıyor, yakıyor ve yıkıyorlar. evletle sava?an PKK yanda?ları bu yıkımın sebebi olarak Türk askerinin I?ıD’e kar?ı sava?mamasını gösteriyorlar. Okullar, bankalar ve devlet daireleri kapatılıyor. Bir bakıma Do?u ve Güneydo?u Anadolu ?ehir ve kasabalarında fiilen sava? hali ya?anıyor.


Bugün Türkiyede, tüm özellikleri ile süren Asimetrik Sava?tan artık hiç kimse önünü göremiyor. Yetkili ve etkili devlet erkanı ise vatanda?larını bilgilendirip aydınlatacak yerde anlamsız mesajlarla kafaları bulandırıyorlar.


Geçen 7 yıl içinde Ergenekon, Casusluk ve Balyoz operasyonları ile ordunun komuta kademesi darmada?ın ediliyor, ıstihbarat ve bilgi edinme kaynakları kanunla elinden alınarak MıT’e ba?lanıyor, TSK Genel ihtiyatını te?kil eden Jandarma Genelkurmayın elinden alınarak kaymakam ve valilere ba?lanıyor. Bu ?artlarda, Türk askeri çözüm süreci adı altında hapsedildi?i kı?lalarında çevresinde neler olup bitti?ini anlamaya çalı?ıyor. Geçmi?te terörle mücadelede ba?arılı olan tüm birlik komutanlarının önceden olu?turulmu? gizli tanık ifadeleriyle birer birer tutuklanıp hapsedilmelerinin yarattı?ı moral yıkımının etkileri tüm subaylarının beyinlerinde henüz canlılı?ını koruyor.


Özetle, yanda? medyanın tüm örtme çabalarına ra?men Türk halkı ülkenin sürüklendi?i bata?ı görüyor ve gelece?ine güvenle bakanların sayısı azalıyor.


13 yıldır tek parti iktidarındaki Türkiye Cumhuriyeti, birbiri ardından yapılan ciddi yanlı?larla tükenmi? ve iflasın e?i?ine gelmi?tir. Bu ?artlarda sınırlarımız dı?ına asker gönderilmesi, yani Ortado?udaki sonu gelmeyen sıcak mezhep çatı?malarına dahil olunması taammüden cinayettir. Bu davranı? yeni bir dünya sava?ını tetikliyerek T.C Devletinin ve Türk milletinin sonunu hazırlayabilir.


Topraklarında ba?ımsız ve dik duran birlik ve beraberlik içinde 76 milyonluk Türkiye’nin varlı?ı bu bölgede istikrarın temini için kafidir. I?ıD, PYD ve di?er terör örgütleri Irak ve Suriye’nin iç i?idir. Güneyimizde Kürt koridorunun kurulmasını önlemenin yolu Suriye topraklarını i?gal etmek de?ildir. E?er biz sınırlarımızı her türlü terörist geçi?ine kapatırsak ve topraklarındaki terör örgütlerine kar?ı ülke bütünlü?ünü sa?lamaya çalı?an Be?ar Esad’da destek olursak onlar kendi topraklarını kendileri korurlar. O topraklar ın korunması için Mehmetçik kanının dökülmesi gerekmez. Terörü desteklemeyelim o yeter. Bırakalım herkes kendi evinin içini temizlesin. Bizi Suriye’nin bölüp parçalanması de?il, istikrarı daha çok ilgilendirmektedir.


Bizim öncelikli i?imiz; Suriyedeki ayrılıkçı güçlerle sava? olamaz. Bizim i?imiz ülkemiz içindeki ayrılıkçı PKK terörü ile mücadele ederek kaybetmek üzere oldu?umuz toprak bütünlü?ümüzü sa?lamak olmalıdır. Nereye sürükleniyoruz ? sorusu herkesin kafasını kurcalamaktadır. Bunun cevabını yöneticilerimiz halka vermek zorundadırlar.


Ömrü sava? meydanlarında geçen ve kurtulu? sava?ını kazanarak Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Atatürk; “Millet hayatı tehlikeye u?ramadıkça harp bir cinayettir” sözleriyle sava? ile ilgili karar alıcılara gereken emri net bir dille vermi?tir. Atatürk, bu sözleri bugün hızla sürüklendi?imiz Suriye ile sava? gibi durumları çok önceden görerek söylemi?tir. Gazi, burada “harp” sözcü?ü ile iki tarafın orduları dahil topyekün tüm milli güç unsurlarıyla her alanda yaptıkları sıcak çatı?mayı tanımlamaktadır.


Mahalli çatı?maları kendi milli çıkarları için yönlendiren küresel güçler dı?ında birbiri ile sava?an devletler bu tip sava?lar sonunda galip gelseler dahi maddi ve manevi çok büyük kayba u?rarlar. Çünkü bu sava?ların tek galibi ülkeleri sava?a sürükleyen küresel güç odaklarıdır.


Onlar hep kazanırken sudan sebeplerle çatı?tırılan ülkelerin kayıplarının telafisi kolay olmaz. Sava?an milletlerin refah ve geli?mi?lik seviyelerinin sava? öncesi durumlara ula?ması ise uzun zamana ve büyük maddi deste?e ihtiyaç gösterir. Do?al olarak bu seviyeye ula?tırılmaları da yine onları çatı?maya sokan güçlerin maddi katkıları ile olacaktır. Yani onlar bu ?ekilde hem çatı?an ülkelerin yönetimleri üzerindeki denetimlerini peki?tirecekler hemde maddi kazançlarını katlıyacaklardır. Ve bu vah?i düzen yüz yıldır de?i?meden devam etmektedir. Küresel odaklar, Suriye ve Türkiye’yi sava?tırarak ülkemizi BOP haritasında gösterildi?i ?ekilde bölmeyi hedefliyorlar. Suriye ile birlikte kar?ımızda Rusya-ıran-Çin ittifakı bulunmaktadır. Türk ordusu I?ıD veya PYD/PKK bahanesi ile Suriye’ye saldırırken Rusya ve ırandan petrol ile do?algaz sevkiyatının kesilmesi dahi bizim sava?ı ba?lamadan kaybetmemiz gibi bir sonucu do?uracaktır. Burada istenen Türkiye’nin zayıf, güçsüz ve birilerinin deste?ine muhtaç halde bulundurulmasıdır.


Küresel güçlerin emperyalist hedeflerine katkıda bulunaca?ım diyerek bu acı faturayı Türk halkına ödetme?e kimsenin hakkı yoktur.


Sanal gündemlerle kafası karı?tırılan milletimizi adeta algılama yetene?ini yitirmi?tir. Oysa tüm olumsuz ?artlara ra?men Türk toplumunu yıkıma götürecek sıcak sava?a dur demek görevi tek tek bu necip milletin fertlerine dü?mektedir.


Türk insanı Suriye ile asla sava? istemedi?ini her yerde haykırmalı ve olayların kontrolünü kaybetmi? olan yöneticilerini teröristlerle de?il, ülkesinin toprak bütünlü?ünü savunan Esad yönetimi ile i?birli?i yönünde uyarmalıdır.


Emperyalist saldırıları ancak Türk milletinin hür iradesi ve vicdanından gelen vatan ve millet a?kıyla gösterece?i dik duru?lar önleyebilir. Bu maksatla halkımız birilerinin kendisine önder olmasını beklememelidir. Herkes kendi i? ve sosyal çevresinde etrafında olan kendisi gibi dü?ünenlerle bir araya gelip sava?a do?ru bu korkunç gidi?e dur demelidir..


ınanıyorum ki Türk milleti tarihten gelen sa?duyusu bütün sava? oyunlarını bozacaktır. Atatürk’ün söylemi ile “Muhtaç oldu?u kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”


Sonuç olarak; Türk Ordusu, tüm sıkıntılarına ra?men mevcut potansiyeli ile bölgedeki sava?ın sava?an tarafı de?il, aksine sava?ı durduracak güç olmak zorundadır. Bu tarihi misyonu ba?arması için tüm milleti kucaklayacak ve kom?ularıyla dostluk ili?kilerini yeniden tesis edecek güçlü bir siyasi deste?e ihtiyaç vardır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale

[ Ulusal Ses ] - 7/20/2015

 
 
 
Habere yorum yaz
 
 
Haberi yazıcı formatına hazırla
 
 
Editöre mesaj gönder
 
Sayfa başına git


HABERE EKLENEN YORUMLAR  

Kayıtlarda bu haber yapılmış yorum bulunmamaktadır.
İlk yorum yazan siz olmak ister misiniz ?


Kampanya detayları için TIKLAYINIZ


Diğer Ekonomi
  KÖHNE ZİHNİYET...
  CİDDİYET, TUTARLILIK VE YÖNETİM
  KUKLALAR, GÖREVLİLER VE KARAR VERİCİLER...
  GÜVENİ İSTİSMAR EDENLER
  NURULLAH AYDIN YAZDI...
  ŞEHİTLERİN ATEŞİ BU DEFA AKÇAY'A DÜŞTÜ!..
  TEĞMEN ÇELEBİ'Yİ KUTLUYOR DESTEKLİYORUM.
  77 YIL SONRA ATAMIZI ANARKEN...
  TÜRK ORDUSUNA KUMPAS(III)!..
  RUS SAVAŞ UÇAKLARI SURİYE'DE NE ARIYOR?
  TÜRK ORDUSU-II ORDUYA KÜRESEL SALDIRI!..
  MİLLİ KAHRAMAN DR.DOĞU PERİNÇEK...
  SUÇLU KİM Mİ?..
  TÜRKÇE KİMLİĞİMİZDİR.. SAHİP ÇIKALIM...
  DR.KUMKALE'NİN 28. KİTABI ÇIKTI...
  HAYDİ KILIÇDAROĞLU MEYDAN SENİN...
  ŞİMDİ NE YAPALIM? NASIL YAPALIM ?
  ATOM BOMBASINI UNUTMA UNUTTURMA!..
  NEDEN VE NEREYE SÜRÜKLENİYORUZ
  TÜRK ASKERİNİN ORTADOĞUDAKİ KÜRESEL PETROL SAVAŞLARINDA YERİ YOKTUR. BU OYUNA DUR DİYELİM.
  EVREN PAŞA ÖLDÜ...
  8 HAZİRAN VE İFLAS ETMİŞ ÜLKE EKONOMİSİ...
  23 NİSAN 1920 MİLLİ EGEMENLİK RUHUNU TÜRK GENÇLERİ YAŞATMAK ZORUNDADIR...
  24 NİSAN 1915 TEHCİR (YER DEĞİŞTİRME) OLAYI NEDİR ?
  İNSANLIĞIN BÜYÜK KAYBI!..
 

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı