Çarşamba , 19 Eylül 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 161552  
 TOPLAM 636594779  
08.06.2007 itibariyle
Politika Geri Dön 
ORDU VE KOMUTAN FAKTÖRÜ...
Ne zaman ki, kırk gün önce ordumuz "ılk hedefimiz Türkiye Kandilidir” dedi ve o aşılamaz denilen iki bin, iki bin beş yüz, üç binlik tepeler aşılır edildi; paçavra bez parçaları ve onları kendine zafer simgesi olarak sahiplenmiş teröristler inlerinde bir bir yok edildi; işte o zaman, ‘şaşırmamızın nedeninin karşılığını’ almış olduk.

Aslına bakarsanız herkes şaşkın...Kimi kazandığı için kimi kaybettiği için şaşkın...Ne var ki; şaşkınlıklarını belli etmemek için hemen hepsi rol kesiyor. Belki bir avuç şaşkın “gerçekten şaşkınım” demekten geri kalmıyor ve her zaman şaşkın olduğunun hala farkına varmadan bu itirafını bilinçsiz olsa da yapabiliyor.


Biz seçim sonuçlarına hiç şaşırmayanlardanız çünkü olasılıkları neredeyse tümü ile değerlendiren yazılarımızı daha önceden yayımlamıştık! Anımsamak isteyen ya da varsa yeni meraklısı hemen arşivimize girebilir ve son birkaç yazımızı okuyabilir; şaşırmadığımızı rahatlıkla görmüş olur!


Bizi şaşırtan ‘ne seçim sonuçları, ne de sandıktan kimin nasıl ve ne başarı ile çıktığı’ değil, bıkmadan usanmadan ve neredeyse tek bir sözcüğünü değiştirmeden yineledikleri: “ Bu seçimin kazananı bizim partimizdir!” tekerlemesidir... Hiçbir zaman ve hiçbir zeminde bu tanımın sahibi olan muhterem kaybedenler tekerlemelerini asla değiştirmezler. Çünkü bilirler ki; ‘kökleşmiş partili üyeler ya da yandaşlar yetkili ağızlardan açıklanan bu sihirli birkaç sözcüğü duyar duymaz partilerini körü körüne desteklemeyi sürdüreceklerdir.’ Ve o körü körüne sürdürmeler yüzündendir ki, ‘nice kazanımlar birer birer yitirilmektedir.’ Bal yiyen baldan usansa da bunlar ne yenilmekten ne de yenildikten sonra “kazandık” demekten ne ‘usanır’ ne de ‘utanırlar.’


Seçim sonuçlarına şaşırmadığımıza göre diğer ‘şaşırdığımız’ ve ‘şaşırmadığımız’ çok önemli iki açıklamayı ve sonucunu da anımsamanın şimdi artık tam zamanı. Aslında bu anımsama, yazımızın başlığının konusu yani “ordu ve komutan faktörü.”


“Mustafa Kemal’in askerleriyiz...” diyen bir ulusun bağrından çıkan yüce Türk Ordusu, Kurtuluş Savaşımıza giden yol ile savaş sonrası dünyayı hayranlık içinde bırakan bir yapılanmaya girmiş ve elde ettiği zaferlerin en büyük hayranları ve takdir edenleri yine o savaşların karşımızdaki düşman ülkeleri olmuştur. Aslında ve özünde en büyük zaferde budur... Tarihte yenilen düşman ordularının yenene hayran kaldığı bir başka ulus ordusu yoktur. Hele Mustafa Kemal gibi bir dahi komutan hiç mi hiç yoktur...


O yitik yıllarda ulus bireylerimizin tümü yokluğun, sefaletin içinde sürünürken, işgal edilmiş yurt topraklarında emperyal ordular en son araç, gereç, silah ve askerleri ile yurt topraklarında fink atıyorlardı. Hem suçlu, hem güçlü emperyal sömürgeci orduları ile daha henüz karşılaşmadan, yokluğun sefaletin üstesinden gelmeye çalışan bir ulus kenetlenmesi gerekiyordu . Dengeler, sıfıra karşı sıfır bir durumdayken; yurt topraklarını, ırzı, namusu, dili, dini kurtarmak için o yokluk ve sefalet ortamında hazırlık yapıyor ve sonunda da akıl almaz bir zafer kazanımı elde ediyorsunuz...


Elbette bugünün hazıra konmuş nice bol keseden savuranları için bunların bir anlamı yoktur; olmasını beklemek de abesle iştigaldir. Çünkü neden var olması gerektiğini çalıştıracak kadar us aküleri şarj etmemektedir.


O halde şaşırdığımız nedir?


şaşırdığımız; son otuz yıl içerisinde ve özellikle de son on üç yıl içinde, seçilmiş, atanmış, üniformalı üniformasız kesimlerin en etkin ve en yetkin isimlerinin dillendirdiği, “Oralar dağlık bölge, oralarda coğrafik konum nedeniyle kapsamlı bir müdahale yapamıyoruz, terörist militanları sarp kayalardaki mağaralarda saklanıyor...” türü açıklamalarıydı!


Bir yanda dünyanın en güçlü ordusu diğer yanda aşılamayan kayalıklar ya da girilemeyen mağaralar! Bir de yalaka ve yandaş yayınlarla desteklenince kadere bağlanmış ağlar lif lif, ilmik ilmik teröristlere eşsiz ve dokunulmaz bir rahatlıkta salınmak konumu sağlıyordu.


Açıklamalar öylesine kanıksanmıştı ki; biz, şaşırıp her duyduğumuz açıklamada: “Ordular ilk hedefiniz Kandil’dir ileri!” diyecek yiğit bir ses arıyoruz diye yazıp konuşurken yanıtlar değişmiyor, şehitlerimize yenileri ekleniyordu... Fakat açıklamalarda konu ile ilgili hiçbir değişiklik olmuyordu. Bizim şaşkınlığımızda da tabi!


Ne zaman ki, kırk gün önce ordumuz "ılk hedefimiz Türkiye Kandilidir” dedi ve o aşılamaz denilen iki bin, iki bin beş yüz, üç binlik tepeler aşılır edildi; paçavra bez parçaları ve onları kendine zafer simgesi olarak sahiplenmiş teröristler inlerinde bir bir yok edildi; işte o zaman, ‘şaşırmamızın nedeninin karşılığını’ almış olduk. Çünkü biz ve bizim gibi düşünenler, o sarp kayalara girilemeyeceğini söyleyenlere şaşırıyor, girileceğine asla şaşırmıyordu. Sabırla o yiğit sesin bir gün nasıl olsa çıkacağından asla şüphe etmiyordu...


şimdi herkes, konu ile ilgili yıllar öncesinden başlayarak yaptığı açıklamaları anımsamalı ve neden o açıklamalarda bulunmak zorunda olduklarını, neden ordunun elini kolunu bağladıklarını vicdanen önce kendilerini sorgulayarak yanıtını vermelidir. Bu, bir komutan olabilir, bir siyasi olabilir, bir bürokrat olabilir ya da çok bilmiş ama bir halt bilememiş eli kalem tutan, dili lafazanlık yapanlardan birisi de olabilir. Sonuç değişmez bilerek ya da bilmeyerek bu engellemeyi yapanlar mutlak bu sorgulamayı yapacak yürekliliği kendilerine olsun göstermelidirler ki, bundan sonrası için aynı yanlışlar sürüp gitmesin.


Bu ordu, gerçekten Mustafa Kemal’in ordusu ve bu Mehmetçik gerçekten dünyada eşi bulunmayan yiğitler ordusunun askeridir... Ne var ki, bir dönem asıl uğraşlarını bırakmak zorunda kalıp kurulan kumpaslarla uğraştı. Nice komutanlara nice çamurlar atıldı, niceleri suçlandı, tutuklandı hapis cezaları aldı. Terfileri donduruldu, durduruldu, hakları gasp edildi ama onlar bozulmuş yargı da olsa adaletinin olacağına inanarak sabırla direnip haklarını savundular sonunda da haklı olarak alınları açık başları daha da dik hukuk zaferlerini bir bir kazandılar, kazanıyorlar. Kazanacakları ilk günden belliydi çünkü yurttaşların neredeyse tamamı bu tür düzenbazlıkların sorumlularının bir gün gerçek yüzleri ile ortaya çıkacaklarından kesin emindi. Öyle de oldu.


şimdi ordu alışık olduğu armağanları yani zaferleri ulusa armağan etmenin coşkusu içinde... “Aşılamaz” denilen dağları aşıyor, girilemez denilen mağaraları didik didik ediyor ve emperyal oyuncakları teröristlerin yakasına yapışıyor...


Zaferlerle gelen bir ordu, zaferlerle yarınlara gider...


Bir kez daha görüldü ki, Türk ordusu; emperyallerin, işbirlikçilerin, çıkar çevrelerinin, yıkıcı, bölücü, gericelerin asla etki alanına girdirilemiyor... Özgürlük ve bağımsızlıktan ve yurt bütünlüğünden asla ödün vermiyor.


Türkiye Kandilindeki bu muhteşem zaferi yürüten tüm yiğitlere selam olsun...Zaferlerin oluşması için canlarını veren şehitlerimiz nur içinde yatsınlar...


“Ne demişti Yüce Deha?


“Zafer benimdir diyenindir...” Dediler ve kazandılar. şimdi o tepelerde ay yıldızlı bayrağımız dalgalanıyor.


Efendim?


Kıvırmayın siz de bir zamanlar o tepelere çıkılmaz demiştiniz!


Yılmaz ERGÜL

[ Ulusal Ses ] - 11/8/2015

 
 
 
Habere yorum yaz
 
 
Haberi yazıcı formatına hazırla
 
 
Editöre mesaj gönder
 
Sayfa başına git


HABERE EKLENEN YORUMLAR  

Kayıtlarda bu haber yapılmış yorum bulunmamaktadır.
İlk yorum yazan siz olmak ister misiniz ?


Kampanya detayları için TIKLAYINIZ


Diğer Politika
  SOSYAL DEMOKRASİ -II
  SOSYAL DEMOKRASİ!..
  DEVLET ULUSA KARŞI-(I)
  AYRILIYORUM!..
  HABİP HAMZA ERDEM YAZDI...
  24 TEMMUZ GAZETECİLER BAYRAMI KUTLAMASI
  PUTİN VE G 20’DEKİ SAVI!..
  BİR DEHA İDİ O...BİR GELDİ PİR GELDİ...
  ORDU VE KOMUTAN FAKTÖRÜ...
  HASTANIZ ÖLDÜ EFENDİLER!
  28 OCAK DA PERİNÇEK'İN YANINDAYIZ...
  HERKES SOKRATES OLMUŞ!..
  BU ANAYASA DEĞİŞMELİDİR!..
  KARDEŞLİĞİ BOZAN KİM?..
  ZANAATLARIN EN ZORUDUR DELİKANLILIK!..
  HİÇ İNANDIRICI DEĞİLSİNİZ!..
  BAŞBAKAN NEREDE OLMALIYDI?..
  FUAT AVNİ KİM Mİ?..
  ULUSAL BAYRAMLAR NEDEN KUTLANIR?..
  ŞAŞKIN-LAR...
  İKİNCİ SEÇİM HÜKÜMETE İKİNCİ İHTAR DEMEKTİR...
  TRİKOPİS YENİLECEĞİNİ NE ZAMAN ANLAMIŞTI?
  YA DURDURUN YA DA ÇEKİP GİDİN!..
  TERFİLER...
  ÜLKEDE SERT ÇIKANDAN GEÇİLMİYOR...
 

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı