Pazar , 22 Temmuz 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 52963  
 TOPLAM 623587811  
08.06.2007 itibariyle
Eğitim Geri Dön 
DARBELER ve RENKLERİ (II)...
Son yıllarda ‘renkli devrimler’ terimi oldukça yaygın biçimde kullanılır oldu. En çok bilineni de ‘Turuncu Devrim’ terimidir.

            Terim, 1970 ve 80’li yıllarda kullanılıyor olsa da, asıl 1990’lardan sonra ‘yerleşmiş’ olacaktır.


Köken olarak, daha önce tarihsel gelişimine değindiğimiz Neo-Kon’ların ‘Dünyanın Demokratikleştirilmesi’ düşüncesi (hatta ideali)’ne dayanmaktadır.


            İkinci Dünya Savaşı içinde (1941) James Burnham (1905-1887)’ın Managerial Revolution’u (Yönetmenler Devrimi), Raymond Aron tarafından Fransızca’ya çevriltilecek (l’Ere des organisateur) ve Batı’nın gelişmiş ülkelerinde bir Bürokratik Diktatörlük (teknostructure) egemenliği olduğu ileri sürülecektir.


            Özde, Sovyetler Birliği’yle entellektüel düzeyde ‘psikolojik savaş’ yürütülüyor, ‘sınıfların ortadan kalktığı’  ileri sürülüyor ve Daniel Bell’in İdeolojilerin Sonu (1960) çalışması ile de Amerika’da artık  ‘Cadı Avı’na gerek kalmıyordu.


            Her ne kadar Türkiye gibi ülkelere, ‘Komünizmle Mücadele’ yaşamın her alanına yerleştiriliyorsa da, Batı için ‘sol’ bir tehlike olmaktan çıkıyordu.


            Ancak, Batı dışındaki ülkelere de ‘demokrasiye geçiş’ için yardım etmek gerekiyordu ! Bu amaçla, diğerleri yanında, National Endowment for Democracy – NED (1982) ve United States Institute for Peace-USIP (1984) kuruluyordu.


            Ne var ki, bu kuruluşlar CIA tarafından finanse ediliyordu.


            Ancak İngiltere ve Avustralya’nın ‘desteği’ de alınarak ‘uluslararası’ bir boyut kazandırılarak insanlığa daha çok yardım edilebilecekti. Böylece 1961’de kurulan Birleşik Devletler Uluslararası Kalkınma Ajansı [US Agency for International Development (USAID)], İngiliz istihbaratı MI6 ile Avustralya istihbaratı ASIS’in (kimi zaman Kanada ve Yeni Zelanda da dahil) desteğiyle etki alanı ‘küresel’ boyutlara kavuşacak olan bir ‘Hayır kurumu’na dönüştürülecekti (1).


            Bu ‘Düşünce Odakları’ ve aynı zamanda ‘Hayır kurumları’nın, ülkelere ‘demokrasi götürme’sine birkaç somut örnek verilebilir.


Böylece bu ‘Devrim’ ya da ‘Darbe’lerin tip ve renkleri hakkında görüş sahibi olunabilecektir.


            Başarısız ilk ‘Renkli Devrim’: Tienanmen


            ‘Renkli Devrimler’ bağlamında, kitleleri ‘sokağa dökmek’ ilk kez 1989 yılında Deng Xiaoping’i ‘devirmek’  ve Çin Piyasası’nı genel olarak Batı (ama özellikle ABD) mallarına açmak amacıyla, Çin Komünist Partisi genel sekreteri Zhao Ziyang taraftarları ‘sokağa döküldü’. Daha doğrusu Tienanmen Alanı’na biriktiler. Rejim taraftarı tanklar, kalabalığı dağıtmak üzere geldiklerinde bir Çinli ‘tank’ın önüne dikildi ve tüm dünya basınında ‘demokrasi kahramanı’ ilan edildi.


            Buna ‘tankın karşısına aptalca dikilmek modeli’ denilebilir.


                        Rejim, yani  Deng Xiaoping, bir süre sabrettikten sonra, 300 ile 1000 kişinin ölümü pahasına kalabalığı dağıttı.


            ‘Çin Demokrasisi’, olduğu kadarıyla, ‘kendi içinde’ gelişti/ya da gelişmedi ama, otuz yıl sonra Çin ekonomisi dünyanın ‘en büyük’ ekonomisi ve Çin dünyanın ‘süper gücü’ oldu.


            Çin’e ‘demokrasi götürme’ye çalışan ülkeler, Çin’den ‘Kalkınma Modeli’ alır oldular.


            Kuşkusuz, iyi miydi, kötü mü konusu çok ayrı bir konudur ve ‘kime göre’ sorusunu da birlikte getirir.


            Biz bu yazı dizimizde ‘Darbe’ ve ‘Devrim’lerin sadece ‘renk’lerini ele alıyoruz.


            Denildiği üzere ‘renkler’ ve ‘zevkler’ tartışılmaz.


            Baltayı Taşa Vurma Modeli


            1990’larda, Sovyetler Birliği’nin ‘dağılma süreci’ yaşanıyordu.


            Amerikan Dış İşlerinden sorumlu Devlet Bakanı James Baker, Bulgaristan’a koştu. National Endowment for Democracy – NED’in bol keseden desteklediği bir ‘seçim kampanyası’nı izleyecekti.


            ABD’nin yanısıra İngiltere’nin de yoğun baskısına karşın, Sovyet Birliği’nin dağılma sürecindeki olumsuzluklardan çok çekmiş olan yığınlar eski-Komünist yanlısı partiyi iktidara getirdiler.


            ABD ve İngiltere için yapacak bir şey yoktu.


            Seçim hilesi bahanesiyle, ‘Kitleleri sokağa döktüler’.


            Altı ay boyunca Sofya caddeleri dolup taştı. Kaos’a dayanamayan Bulgar Parlamento’su, sonunda ABD yanlısı Zhelyu Zhelev’i Cumhurbaşkanı seçmek zorunda kaldı.


            Ancak ‘Kalkınma Ajansları’nın tüm desteği boşa gitmiş olup, herhangi bir Bulgar bu ‘hayır’dan nasiplenememiş oldu.


O nedenle, bu modeli, baltayı taşa vurma modeli’ diye adlandırmak yerinde olabilir.


            (Sürecek)


            Habip Hamza Erdem


(1)  O arada, Westminster Foundation for Democracy (İngiltere), l’International Center for Human Rights and Democratic Development (Kanada), la Fondation Jean-Jaurès et la Fondation Robert-Schuman (Fransa), l’International Liberal Center (İsveç), l’Alfred Mozer Foundation (Hollanda), la Friedrich Ebert Stiftung, la Friedrich Naunmann Stiftung, la Hans Seidal Stiftung et la Heinrich Boell Stiftung (Almanya) sayılabilir.

[ Ulusal Ses ] - 21.07.2016

 
 
 
Habere yorum yaz
 
 
Haberi yazıcı formatına hazırla
 
 
Editöre mesaj gönder
 
Sayfa başına git


HABERE EKLENEN YORUMLAR  

Kayıtlarda bu haber yapılmış yorum bulunmamaktadır.
İlk yorum yazan siz olmak ister misiniz ?


Kampanya detayları için TIKLAYINIZ


Diğer Eğitim
  AKIL VE BİLİME KARŞI CEHALET!..
  TERKEDİLMİŞ SANAT...
  SELMAN YÖNAL YAZDI...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (V)...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (IV)...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (III)...
  ‘LAİKLİK’İN L’Sİ (II)...
  ‘LAİKLİK’İN L’Sİ...
  DARBELER ve RENKLERİ (III)...
  DARBELER ve RENKLERİ (II)...
  DARBELER ve RENKLERİ...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XIII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XI)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (X)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (IX)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VIII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VI)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (III)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (II)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME...
  ŞU BİZİM FRANSIZLAR...
  ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIV)...
  ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIII)...
 

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı