Çarşamba , 26 Eylül 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 99893  
 TOPLAM 638466428  
08.06.2007 itibariyle
Eğitim Geri Dön 
DARBELER ve RENKLERİ (III)...
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde, gelişmekte olan ülkelerdeki darbelerin hemen hemen tümünü bu kapsamda görmek gerekir.

 


İşte ABD’nin dünyanın geri kalanına ‘Demokrasi götürmesi’, Büyük Orta-Doğu Projesi (BOP) ya da içine Afrika’yı da alacak biçimde Genişletilmiş Orta-Doğu ve Afrika Projeleri’nden (GOKAP) öncki dönemlerde de sözkonsuydu ve bu Birleşik Devletler Uluslararası Kalkınma Ajansı [US Agency for International Development (USAID)] ve benzeri kurum ve kuruluşlarca yapılmakta idi.


Ancak bunlar daha çok ‘Askerî Darbe’ler biçiminde olmaktaydılar.


İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki dönemde, gelişmekte olan ülkelerdeki darbelerin hemen hemen tümünü bu kapsamda görmek gerekir. Tam da bu nedenle Türkiye’deki 1960 Devrimi ve benzer ‘Devrim’ler ile özellikle de Güney Amerika ve Afrika’daki ‘Darbe’ler biribirlerine karıştırılmaktadır. Daha önce sözünü ettiğimiz ‘bıçak sırtı’ işte buradadır.


Burada belirleyici öge, ‘Darbe’ yoluyla ya da ‘Demokratik’ olarak, bir ülke ‘rejim’inin dış güçlerin yardım ya da desteğiyle ‘değiştirilmesi’ durumunda, özellikle ve genel olarak, yardım ya da destek veren güçlerin yararına olacak bir ‘rejim’in kuruluyor olmasıdır. İşte bu tür ‘rejim’ ya da ‘yönetim’ değişikliğini ‘Devrim’ olarak adlandırmak doğru olmaz.


Niye doğru olmayacağını da ‘öznel’ bir değerlendirme olarak sunmak yerine, somut örnekler üzerinden ‘nesnel’ temellerine oturtmaya çalışalım.


ABD’nin Birleşik Devletler Uluslararası Kalkınma Ajansı [US Agency for International Development (USAID) ve benzeri kurum ve kuruluşlarca, ‘Darbe’ ya da ‘Demokratik’ yollarla dayatılan politikalar, 1960’larda Türkiye’de denildiği biçimiyle ‘Hür Dünya’nın bir üyesi olmasının sağlanması biçiminde sunulmaktaydı.


Sovyetler Birliği’nin dağıtılmasından sonra ise dünyanın tamamı ‘hür’ ya da ‘özgür’ olduğu varsayıldığı için, yeni adlandırma gerekliliği ortaya çıktı.


‘Gül Devrimi’ ya da ‘Pembe Devrimler’


‘Renkli Devrimler’in sadece ABD’nin değil ama bir bütün olarak ‘Atlantik Sistemi’ tarafından desteklendiği ya da yönlendirildiğine işaret etmiştik.


İşte, 2003 yılında, ABD; İngiltere ve Fransa’nın birlikte destekledikleri Gürcistan Devrimi de ‘Atlantik Sistemi’nin ‘pembe ufukları’na açılımayı hedeflediği için ‘Gül Devrimi’ ya da ‘Pembe Devrim’ olarak adlandırılmaktadır.


İlginç bir biçimde, bu ‘renkli’ devrimlerin çoğu ve o arada Gürcistan’da, yine seçimlerde ‘hile’ yapıldığı gerekçesiyle ‘muhalefet’, halkı sokağa çağırmıştı.


Batı basınında, ‘halk hareketi’ olarak sunulan bu ‘sokağa çıkma’ eylemleri, daha önceki dönemlerde ‘sokaklar yürünmekle aşınmaz’ sözüne inat, sokağa çıkanların başarısıyla sonuçlanmaya başlıyordu.


Yine böyle bir seçim sonucu, seçimlerde hile yapıldığı iddiasıyla sokağa çıkan Gürcistanlılar, Gürcistan’la ‘özdeş’ denilebilecek deneyimli devlet adamı Edouard Chevardnadze’yi düşürüp, ABD yetiştirmesi Mikhail Saakachvili’yi başa geçirdiler.


Ancak, doğrudan Amerikan yetiştirmesi olan Mikhail Saakachvili seçimden sonra, Atlantik sistemi tarafından vaad edilen yardımların yeterince gelmemesi ya da gelen bölümünün de ‘yolsuzluk’ nedeniyle yerinde kullanılmaması sonucu, ülkeyi ‘ekonomik bunalım’a sürükledi.


Bu kez, bunalımdan çıkmak için bizzat ‘Gül Devrimi’ ürünü olan ‘rejim’, demokrasiden uzaklaşıp, en kibar deyimiyle, ‘sert önlemler’ almak zorunda kaldı.


Ayrıntısına girmeden, Mikhail Saakachvil’nin ülkesini komşularına saldırmaya değin götüren politikaları bir yana, Gürcistan yargısı tarafından ‘yolsuzluk’ suçundan ‘mahkûm’ edilerek, ülkesini terketmek zorunda kaldı.


Yineleyecek olursak, burada ayrıntılı çözümlemeler yerine, salt ‘Darbe’ ve ‘Devrim’lerin renklerini sunmaya çalışıyoruz.


Ancak amacımızın ‘öykü anlatmak’ olmadığını söylemeye gerek yok.


Tersine, bu ‘parlak’ renklerin nasıl kısa sürede ‘solduğu’na işaret ederek, iyi hesaplanmamış ve ya da halkların temel gereksinmelerinden uzak, salt içeriden ya da dışarıdan ‘kışkırtılan halk hareketleri’nin ‘hazin sonuçları’na dikkat çekmektir.


‘Gül’ mü olsun ‘Lale’ mi?


Sözgelimi, Kırgızistan’da, 2005 yılında, seçimlerde Devlet Başkanı Askar Akaïev’in devrilmesi sonucuna varan olaylar, sonradan bizzat Askar Akaïev tarafından ‘Lale Devrimi’ (révolution des tulipes) olarak adlandırıldı.


Yine seçimlerde ‘hile’ yapıldığı gerekçesiyle, Asya’nın belki de ‘en geri’ ülkesi olan Kırgızistan’da, ülkenin güneyinden otobüslerle insanlar Başkent Bişkek’e taşınmış ve Askar Akaïev’in ülke dışına (Moskova) kaçması sağlanmış ve ABD yanlısı Kourmanbek Bakiev Devlet Başkanı olarak ilan edilmişti.


Ancak bu sözde ‘devrim’in ‘limon’ ya da Ukyna’daki gibi ‘portakal’ yerine, dünya basınının bir ara ‘Fulya Devrimi’ (révolution des Jonquilles) olsun demesine karşılık, ‘lale Devrimi’ olarak adlandırılması uygun görülmüştü.


Sonuçta bu ‘renkli devrim’, Rusya yanlısı bir başkan yerine Amerikan yanlısı bir başkanın ‘seçilmesi’yle olmuş ve ‘rejim’, ‘Atlantik sistemi’ içine yerleştirilmiştir.


Nitekim, başlangıçta Akaïev gibi bir ‘diktatör’ün devrilmesi gibi sunulan ‘rejim değişikliği’, Manas’ta bir ‘Amerikan Üssü’nün kurulmasıyla, ‘hür dünya’nın bir parçası olmasına yol açmıştı.


Söylemeye gerek yok ki, Kırgızistan, bu değişiklikle, aynı zamanda ‘demokratik’ bir ülke olmuştu!


Ne var ki, başlangıçta ‘Devrim’den yana olan Bişkek Belediye Başkanı general Felix Kulov, demokratik dönemde İç İşleri Bakanlığı’na getirilmesine karşın, ülkenin içine düştüğü ‘ekonomik bunalım’dan çıkmak için, yeniden Rusya Federasyon’una bağlanma ‘önerisi’ni yapar yapmaz kendisini hapishanede bulmuştur.


Dikkat edilirse, ‘Renli Devrimler’, genel olarak ilgili ülkenin ‘ulusal çıkar’larından çok, uluslararası ‘denge’lere göre biçimlenmekte ve yine genel olarak sözkonusu ülkenin yararından çok zararına sonuçlar vermektedir.


En azından bu saptama bile bu tür ‘değişiklik’lerin ‘Devrim’ teriminin ‘öz’üne aykırı olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.


(Sürecek)

[ Ulusal Ses ] - 21.07.2016

 
 
 
Habere yorum yaz
 
 
Haberi yazıcı formatına hazırla
 
 
Editöre mesaj gönder
 
Sayfa başına git


HABERE EKLENEN YORUMLAR  

Kayıtlarda bu haber yapılmış yorum bulunmamaktadır.
İlk yorum yazan siz olmak ister misiniz ?


Kampanya detayları için TIKLAYINIZ


Diğer Eğitim
  AKIL VE BİLİME KARŞI CEHALET!..
  TERKEDİLMİŞ SANAT...
  SELMAN YÖNAL YAZDI...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (V)...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (IV)...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (III)...
  ‘LAİKLİK’İN L’Sİ (II)...
  ‘LAİKLİK’İN L’Sİ...
  DARBELER ve RENKLERİ (III)...
  DARBELER ve RENKLERİ (II)...
  DARBELER ve RENKLERİ...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XIII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XI)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (X)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (IX)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VIII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VI)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (III)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (II)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME...
  ŞU BİZİM FRANSIZLAR...
  ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIV)...
  ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIII)...
 

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı