Pazar , 22 Temmuz 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 117794  
 TOPLAM 623652642  
08.06.2007 itibariyle
Eğitim Geri Dön 
SELMAN YÖNAL YAZDI...
BAĞIMSIZ TÜRKİYE Mİ YOKSA BATI' NIN İLERİ KARAKOLU MU ?

ABD ve AB nin “derin güçleri” referandum öncesinde ve 2011 genel seçimlerinden önce; emperyalist istek ve direktiflerine Türkiye‘de en fazla engel teşkil eden ,karşılarında dimdik duran CHP ‘nin “kontrol edilebilir”, “uyumlu” bir yönetime kavuşturulmuş olmasından oldukça memnun olmuş olmalılar. CHP‘ nin son yönetim kadrosu ; son göstergelere göre belirtmek gerekirse, 'AKP’ye politik kuyrukçuluk' yapmaktadır. Sağdan üç beş oy alma maksadıyla geliştirilen bu politik kayma partiye olumlu yansıyacağa benzememektedir. Çünkü CHP‘ ye oy veren ciddi bir taban ; moda deyimle omurgalı, ilkeli ,sola en azından dönük olan bir parti olduğu için oy vermektedir.


Eylemleri sağa kaymış, laikliği kulak arkası etmeye başlamış daha fazla muhafazakarlaşmaya başlamış bir partiden bu kesim oylarını çekebilir.


ABD ve AB’ nin son zamanlarda Türkiye‘den istekleri nelerdir ?


ABD, 2. Körfez Savaşı ve Irak’ın işgalinden önce Demokratik Sol Parti ve Bülent Ecevit’in işgale karşı duruşundan sonraki döneminde CHP’ nin şiddetli direnişi ile karşılaşmıştı. Nitekim koalisyon askerlerinin ve ABD askerlerinin Türkiye topraklarından konuşlanarak Irak’a girmesine izin verilmemişti. Bu olayın çok doğru bir politika olduğu ve CHP nin bu konuda gösterdiği olumlu direniş ileride çok daha iyi anlaşılacaktır!


Sovyetler Birliği' nin dağılmasından sonra ciddi düşman bulmakta zorlanan Nato; bugün Rusya‘yı da düşmanlar listesinde alt sıralara kaydırmak zorunda kalmıştır. Hatta Rusya bazı Nato toplantılarına katılmaktadır. 11 Eylül 2001 de ABD ve Nato yeni düşmanını bulmuştur : Fundamentalist İslami terörü barındıran ülkeler.


İslami terör denilince akla gelen ülkeler ; Afganistan , Pakistan ,Irak , İran , Suriye başta gelmektedir. ABD Afganistan’ı işgal etmiş, Irak’ı işgal etmiş ve bir dereceye kadar kontrol altına almıştır. Ancak İran tehdit olmaya devam etmektedir.Ortadoğu ve yakın doğu kaynaklı bir füze saldırısı Avrupa için hiç de içaçıcı olmaz .Çünkü İran’ı kara gücüyle işgal etmek pek mümkün değildir. Füze kalkanı projesi yalnızca İran için değil ortadoğu, yakındoğu ve uzak doğudan Çin,Hindistan, Afganistan vb. diğer ülkeleri de kapsamaktadır. Çünkü bu ülkelerin bugün için tehdit oluşturmayan yönetimlerinin ve ekonomik büyüklüklerinin yarın nasıl bir stratejik tehdit oluşturacağı konusunda batının projeksiyonları vardır.


ABD nin Türkiye masasında mutlaka ; Türkiye de kontrol edilebilir,ikna edilebilir ve dış politika konusunda uyumlu bir ana muhalefet istenecektir. Çünkü bu ana muhalefet “her şeye rağmen” 2011 seçimlerinden sonra bir şekilde koalisyon hükümeti içinde yer alabilir. Uzun vadeli bir hesapla Türkiye’ye yerleştirilecek füze kalkanı projesinin önünün kesilmesine tahammül yoktur.


Türkiye Nato içerisinde daima "ayak işlerine" gönderilmiştir. Kore’ye, Sudan’a,Lübnan’a , Afganistan‘a terörü önlemek ve güvenliği sağlamak üzere asker gönderilmiştir. Ancak 30-40 yıldır Türkiye kendi topraklarındaki teröre karşı Nato ülkeleri tamamen kayıtsız kalmışlardır. Kayıtsız kalmak bir yana PKK ‘ya örtülü olarak destek oldukları ortadadır.Topraklarımıza yapılan saldırıya dahi sıcak takip izni vermedikleri ve sıcak takip konusunda son derece korkak davranan AKP hükümetini destekledikleri ortadadır.Dağlıca baskınından sonra asker hemen sıcak takip izini istemiştir, ama Erdoğan hükümeti sıcak takip izini vermek için 7 – 8 ay bekleyip 5 kasımdaki Amerikan başkanından izin koparmayı beklemiştir. Bu tavır bağımsız Nato üyesi bir Türkiye için utanç verici bir durumdur. Nato almayı planladığı kararlarının herhangi birinde Türkiye ‘den veto yerse o kararı alamamaktadır.Elinde böylesine güçlü bir koz olan Türkiye ; PKK ya tavır almayan , Roj Tv ‘ yi kapatmayan , Peygambere hakaret içeren karikatürleri engellemeyen Türk karşıtı Rasmussen’i Nato genel sekreteri seçtirmiştir.Türkiye’den çok şiddetli tepki olmasına rağmen Erdoğan hükümeti Rasmussen’in seçilmesini onaylamıştır.Tayyip Erdoğan ‘nın Nato’da bu karar alınırken –Türkiye’ye karşılığında ne menfaat sağlandığı- veya ne kadar bağımsız düşünebildiğine siz karar verin ?


Sonuç olarak; Nato, askeri anlamda Türkiye ‘yi Avrupanın nizamiye kapısı olarak, Türk askerini de nizamiye nöbetçisi olarak görmektedir ve her türlü askeri isteğini bir şekilde kabul ettirmektedir. Ama sorun Türkiye ‘ nin güvenlik sorunları olduğunda aynı Nato’yu ara ki bulasın! Bulunduğunda da Türkiye' ye bol bol nasihat dinletilerek teselli edilir.


Asıl üzerinde durulup düşünülmesi gereken ise; "ülkemizin yöneticilerinin Nato da çok önemli bir “veto” yetkimiz olduğunu bilip dururken bunu kullan(a)mamalarıdır; nedendir acep?!


Avrupa Birliği ise, ekonomik anlamda her tür pazar ihtiyacını ve ekonomik sorunlarını 'Gümrük Birliği Anlaşması' ile tek taraflı kendi lehine çözmekte ve sürdürmekte ama buna mukabil Avrupa Birliği üyeliği için Türkiye’yi Avrupa’nın eşiğinde kapıkulu olarak hazır olda bekletmektedir. Ülkemizi yönetenler uluslararası bir karar alırken keşke “Atatürk yaşıyor olsaydı bu konuda ne düşünürdü, nasıl bir karar alırdı acaba ?” diye kendilerine sorabilselerdi. Ama bu iktidar bu empatinin hep tersini yapardı herhalde!...Bugünkü dünya düzeninde diğer dünya ülkeleri ile ,özellikle de emperyal ülkelerle bağımsız , bağlantısız yaşamak bir ülke için zaten doğru değil ;ancak iç siyasi çıkarları ve menfaatleri korumak boyutunda 500 milyar dolar borcu olan Türkiye’nin ABD ve AB karşısında bağımsız davranamadığı onların çıkarlarına karşı kendini koruyamadığı çok açık.


Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin 87.Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!...


Demiş ve yazımızı noktalamışız tam altı yıl önce bugün...Şimdi Cumhuriyetimize daha çok sarılmak ve sahip çıkmak zorunluluğumuz daha da artmış olup yarının kuşaklarına şimdiden ve çok daha güçlü seslerle haykırıyoruz: "YAŞASIN CUMHURİYET..." Kutlu olsun...


Selman YÖNAL

[ Ulusal Ses ] - 30.10.2016

 
 
 
Habere yorum yaz
 
 
Haberi yazıcı formatına hazırla
 
 
Editöre mesaj gönder
 
Sayfa başına git


HABERE EKLENEN YORUMLAR  

Kayıtlarda bu haber yapılmış yorum bulunmamaktadır.
İlk yorum yazan siz olmak ister misiniz ?


Kampanya detayları için TIKLAYINIZ


Diğer Eğitim
  AKIL VE BİLİME KARŞI CEHALET!..
  TERKEDİLMİŞ SANAT...
  SELMAN YÖNAL YAZDI...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (V)...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (IV)...
  LAİKLİK’İN L’Sİ (III)...
  ‘LAİKLİK’İN L’Sİ (II)...
  ‘LAİKLİK’İN L’Sİ...
  DARBELER ve RENKLERİ (III)...
  DARBELER ve RENKLERİ (II)...
  DARBELER ve RENKLERİ...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XIII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (XI)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (X)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (IX)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VIII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VII)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (VI)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (III)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME (II)...
  DEVLET, ULUS, KÜRESELLEŞME...
  ŞU BİZİM FRANSIZLAR...
  ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIV)...
  ANADOLU’DA TÜRKLER (XXIII)...
 

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı