Cuma , 25 Mayıs 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 3342  
 TOPLAM 608614801  
08.06.2007 itibariyle
Manşet Geri Dön 
AVRASYA’NIN A’SI (II)...
Çok daha geniş bir perspektiften ‘Avrasyacılık’, ama bir ‘proje’ olarak ‘Bir Yol Bir Kuşak’ konusunu ele alırken, yirmibirinci yüzyılın ‘paradigma’sı olabileceğinden sözetmiştik.

Önce kullanılan sözcük, terim, deyim ve kavramları yeniden tanımlamamız gerekiyor.


Ki, buna, benim diyen akademisyenlerin bile gerekli özeni göstermediğini biliyoruz.


Örnek olsun, biz burada ‘paradigma’ dediğimiz zaman, ister istemez 1960’larda, Thomas Khun’un kaleme aldığı The structure of Scientific Revolution’u gelecektir akıllara.


Sözkonusu çalışma, 1962’de yazıldığı halde, Fransızcaya 1972 ve Türkçe’ye sanıyorum 1982’de çevrilebildi.


1962-1990 yılları arasında ise 19 dile çevrilip 740 000 adet basıldı.


Yani, ‘paradigma’nın ‘paradigma’ olarak kullanılması, dilbilimden sonra, doğa ve insan bilimlerinde Thomas Samuel Khun sayesinde yerleşmiştir denilse abartı olmaz.


Ancak, Khun’un çalışmasında ‘paradigma’ sözcüğünün 21 değişik anlamda kullanıldığı üzerinde durulmaz.


Bu yirmibir değişik biçim üç ana kategoride toplanmaktadır.


Ayrıntılar için, bu bulguların sahibi Margaret Masterman’a bakılabilir(*).


Burada, ‘metafizik paradigma’ ya da ‘metaparadigma’ üzerinde durmanın yararı yok.


Dahası, ‘paradigma’ denildiğinde, bu sözcükle kuram’ın mı, model’in mi yoksa şema’nın mı anlaşılması gerektiği; ve çok daha önemlisi bunlar arasındaki ayırımların nerede başlayıp nerede bittiği üzerine yeterince düşünülmekte midir?


Düşünülmediğinden emin olarak, bizim ‘Avrasyacılık’ konusunu ‘yirmibirinci yüzyılın paradigması’ olarak nitelendirmemizi, kimse kendi ‘kısır bilgi’ ve ‘dar bakış açısı’yla, ‘kendi paradigması’ ve yeni bir sözcük olsun, ‘kendi prizması’ndan yorumlamaya kalkmamasında yarar vardır diyelim.


Eğer ‘paradigma’, bir bütün oluşturacak tutarlı ‘hipotez’ler toplamı ise, bu ‘tez’ler ya da ‘hipotezler’, ister istemez araştırmacının, bilim adamının da denilebilir, olgu ve olaylara ‘bakış’ını da etkileyecek ve hatta belirleyebilecektir.


Ancak ve ne var ki, ileri sürülen ‘tez’ ya da ‘hipotezler’ benzer olsa bile ‘bakış açı’larına göre ‘farklı paradigma’lar da ortaya çıkabilecektir.


Tam da bu nedenle, öncelikle ele alacağımız Schiller Enstitüsü’nün ‘liberal’ yaklaşımıyla, daha sonra ele alacağımız ‘liberal olmayan’ yaklaşımların paradigmalarının aynı olmadığının altı çizilmelidir.


Yine de, ekonomik öğretilerde olduğu gibi, ‘sorunsal’ın belirlenmesi ve onu ele alma tekniklerinin seçiminin belli bir amaca yönelik olduğu anımsanarak, ‘yirmibirinci yüzyılın paradigması’nın, son toplamda, ‘yeni bir hümanizma’ olarak düşünülmesi gerektiği ileri sürülebilir.


Değil mi ki, özellikle ‘2008 Bunalımı’ndan çıkış arayışları, on yıl sonra, daha bir belirginleşmeye başlamış; Çin’in ‘Bir Yol Bir Kuşak Projesi’, bu bağlamda, deyim yerindeyse ‘imdada yetişmiştir’.


Öte yandan, başlangıcı ondokuzuncu yüzyıla uzanan ‘Avrasyacılık Tezleri’ de, bu ‘yeni hümanizma’yla uyumlu ve ‘tutarlı’ bir biçim alabilecektir.


Kısası, tarihsel, felsefî, en geniş anlamıyla bilimsel ‘tez’ler, yirmibirinci yüzyıl paradigması içinde bütünleştirilebilecektir.


Bütünleştirilebilir ve bütünleştirilecektir.


Bu bir ‘gereklilik’ ve hatta ‘zorunluluk’tur.


Çünkü, insanlığın daha fazla ‘dayanma gücü’ kalmamıştır.


‘Zaman sana uymuyorsa sen zamana uy’ yerine, zamanı insanlığa uydurmak zamanı gelmiştir.


“Friedrich von Schiller (1759-1805), diyor Engels, Fransız Devrimi’nden sonra gelecek ‘yeni zamanlar’ı sezdi. Zamanının adamı olmadı da denilebilir. Oysa Johan Wolfgang von Goethe (1749-1832), Temmuz Devrimi (1830)’nden sonra bile uyanmadı, odasına çekilip dinlenmeyi yeğledi”.


Bugün Almanya’da Schillerci bir ‘Avrasyacılık Paradigması’ ile Goetheci bir ‘paradigma’ olup olmadığına da bakacağız (**)


Habip Hamza Erdem


(*) Margaret Masterman, « The Nature of a Paradigm », dans Imre Lakatos et Alan Musgrave, eds, Criticism and the Growth of Knowledge. London, Cambridge University Press, 1970


(**) Almanya’dan bir arkadaşım, bu çalışmanın Almanya tarafını yüklenebileceğini söyledi. Umarım Almanya’dan doyurucu bilgilere ulaşabileceğiz.


[ Ulusal Ses ] - 05.11.2017

 
 
 
Habere yorum yaz
 
 
Haberi yazıcı formatına hazırla
 
 
Editöre mesaj gönder
 
Sayfa başına git


HABERE EKLENEN YORUMLAR  

Kayıtlarda bu haber yapılmış yorum bulunmamaktadır.
İlk yorum yazan siz olmak ister misiniz ?


Kampanya detayları için TIKLAYINIZ


Diğer Manşet
  GÜÇLÜ YÖNETİM, STRATEJİK AKIL!..
  MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI!..
  SOSYAL DEMOKRASİ- III
  BİTMEYEN AKM TARTIŞMALARI!..
  DÖKÜLÜR GÖZ YAŞLARIN...
  ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ ...
  UMUDUNUZU YİTİRMEYİN...
  GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK...
  NEDEN ATATÜRK DİYORUZ?..
  MEDENİYET DEDİĞİN...
  AVRASYA’NIN A’SI (II)...
  İYİ PARTİ...
  ÜMMET-MİLLET...
  AVRASYA’NIN A’SI...
  ŞPO'YA ÇAĞRI!..
  KÖYLÜ VARSA ÜRETİM VARDIR...
  NİCE 94. YILLARA...
  TC. DEVLETİ 94 YAŞINDA...
  KORKMAYIN TEMELİ ÖYLE SAĞLAM Kİ!
  CUMHURİYETİ ANLAMAK...
  OLİGARŞİ, DEMOKRASİ, HUKUK DEVLETİ ...
  KEMALİZM'İN ÇERKEZ ETHEM'İ!..
  BELÇİKA, EMPERYALİZM ve HUKUK...
  BÜYÜK TAARRUZA DOĞRU-(09)...
  BÜYÜK TAARRUZA DOĞRU -(08)...
 

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı