Salı , 22 Mayıs 2018  
    ANA SAYFA
    Gündem                   
    Politika                   
    Dünya                      
    Ekonomi                  
    Güncel                     
    Spor                         
    Sağlık                       
    Yaşam                     
    Bilim ve Teknoloji 
    Kültür ve Sanat     
    Magazin                  
    Eğitim                      
    Kadın ve Aile        
    Yazarlar
    Söyleşi / Haber
    Video Haberler
      Künye
      İletişim
      Reklam

Haberlerde Ara



TCMB Döviz Kuru


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



SİTE İSTATİSTİĞİ
 BUGUN 251122  
 TOPLAM 608227739  
08.06.2007 itibariyle
Manşet Geri Dön 
SOSYAL DEMOKRASİ- III
Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm

Eğer ‘sosyal’ terimi bir önceki yazıda tanımladığımız anlamda kullanılacak olursa, ‘sosyal demokrasi’ye günümüz koşullarında ‘demokratik sosyalizm’ bile, ve hatta bilesi bile fazla, denilebilir.


Ancak Türkiye’de ‘sosyalizm’ teriminden, bilmeden, çok korkulduğu için; sözgelimi CHP’lilere ‘yoksa siz sosyalist misiniz?’ diye sorulacak olsa, yanıt kuşku yok ki ‘haşa’ olacaktır.


Oysa ‘emek partisi’, ‘işçi partisi’ giderek ‘emekçi partisi’ olmak demek, ve hatta ‘üretici partisi’ olmak demek ‘sosyalist’ olmak demektir.


Buna karşın, bugünkü haliyle, ‘Sosyal demokrasi’, ‘sulandırılmış’ ya da ‘iğdiş edilmiş’ bir sosyalizm anlamında kullanılmaktadır.


Lenin, ‘Ne yapmalı?’da işçi sınıfının ‘kendiliğinden’ gelişmesi ve örgütlenmesine karşı çıkarak, işçi sınıfına bilincin ancak ‘dışarıdan’ verilebileceğini ileri sürmüştür.


Böylece ‘parti’ ve önderlerine ‘tarihsel’ bir görev yüklenilmiş olmaktadır.


Yine de o günlerin emekten yana partilerinin hemen hemen tümünün adı ‘Sosyal Demokrat’ olmuştur.


‘Evrimci’ sosyal demokratlığın temeli ise Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin babası Eduard Bernstein (1850-1932) tarafından atılmıştır.


Tıpkı İngiliz John Stuart Mill gibi, Alman Eduard Bernstein da, ekonominin sosyalizasyonunu ‘Piyasa’ya dayandıracaktır: Piyasa sosyal ekonomisi.


Ancak ve ne var ki, gerek Lenin ve gerekse Bernstein ‘sosyalist program’ın ancak ve sadece ‘organik’ ya da ‘angaje’ bir entellektüel kesim tarafından yapılabileceğini kabul ederler.


Yani ‘piyasa’, öyle kimi ve daha doğrusu çoğu ‘burjuva ekonomistleri’nin savunduğu gibi, ‘kendiliğinden’ ya da ‘doğal’ olarak işleyecek bir ‘kutsal mekanizma’ değildir.


İşte burada Karl Polanyi’nin (1886-1964) ‘Büyük Dönüşüm’ünün ‘büyüklüğü’ ortaya çıkmaktadır: O’na göre, Burjuva Devleti öylesine kurum ve kuruluşlar geliştirmiştir ki, sanki bunlar da ‘piyasa’nın doğal uzantılarıymış gibi ‘algı’lanır olmuşlardır.


Oysa, bunlar ‘Devlet’in piyasaya gömdüğü (encastré) kurum ve kuruluşlar olup, ilk bakışta piyasanın ‘doğal uzantıları’ymış gibi görünmektedirler.


Bunlara ‘Devletin sosyal politika araçları’ diyelim.


İşyeri güvenliği, ‘asgari ücret’in belirlenmesi ve benzeri ‘işçi hakları’ ile üretici taban fiyatlarının belirlenmesi, kısaca günümüz ‘sosyal demokrat’ partilerinin, güya ‘merkez’ ya da ‘sağcı’ partilerden daha ‘iyi’ savundukları ‘politikalar’.


Ve ‘demokrasi’, o beş veriyorsa ben onbeş vereceğim yarışına dönüştürülmüş olmaktadır.


Ne ki, ‘sosyal politikalar’ böylesine sıradanlaştırılır ve ‘demokrasi’ de, o beş veriyorsa ben onbeş vereceğim yarışına dönüştürülürse, ortada ‘sosyal demokrasi’ kalmayacağı gibi, ‘sosyal demokrat’ partiler de gün gelir merkez ya da sağcı partilerin eline su dökemez konuma düşerler.


Nitekim ‘sosyal demokrasinin sonu’ güzellemeleri, tam da bu nedenle bugün revaçtadır.


Ve yine, tam da bu nedenle ‘biz sosyal demokratız’ diye ‘piyasa’ya çıkmakla ‘sosyal demokrat’ olunamamktadır diyoruz.


Ne var ki, ‘sosyal demokrasi’nin bu ‘son’ duruma düşmesinde ‘parti programları’ kadar genel olarak ‘üretim araçları’ ve ‘üretimin örgütlenmesi’nde, dünya genelindeki ‘gelişmeler’in payı da vardır.


Bu ‘pay’ın parti programlarından daha baskın olduğuna ayrıca dikkat çekmek gerekir.


O nedenle, gelecek yazıda, bilinen haliyle ‘dünya ekonomis’nin gelişmelerine ve ona bağlı olarak ‘sosyal demokrasi’nin evrime değineceğiz.


(Sürecek)


Habip Hamza Erdem

[ Ulusal Ses ] - 11.11.2017

 
 
 
Habere yorum yaz
 
 
Haberi yazıcı formatına hazırla
 
 
Editöre mesaj gönder
 
Sayfa başına git


HABERE EKLENEN YORUMLAR  

Kayıtlarda bu haber yapılmış yorum bulunmamaktadır.
İlk yorum yazan siz olmak ister misiniz ?


Kampanya detayları için TIKLAYINIZ


Diğer Manşet
  GÜÇLÜ YÖNETİM, STRATEJİK AKIL!..
  MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI!..
  SOSYAL DEMOKRASİ- III
  BİTMEYEN AKM TARTIŞMALARI!..
  DÖKÜLÜR GÖZ YAŞLARIN...
  ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ ...
  UMUDUNUZU YİTİRMEYİN...
  GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK...
  NEDEN ATATÜRK DİYORUZ?..
  MEDENİYET DEDİĞİN...
  AVRASYA’NIN A’SI (II)...
  İYİ PARTİ...
  ÜMMET-MİLLET...
  AVRASYA’NIN A’SI...
  ŞPO'YA ÇAĞRI!..
  KÖYLÜ VARSA ÜRETİM VARDIR...
  NİCE 94. YILLARA...
  TC. DEVLETİ 94 YAŞINDA...
  KORKMAYIN TEMELİ ÖYLE SAĞLAM Kİ!
  CUMHURİYETİ ANLAMAK...
  OLİGARŞİ, DEMOKRASİ, HUKUK DEVLETİ ...
  KEMALİZM'İN ÇERKEZ ETHEM'İ!..
  BELÇİKA, EMPERYALİZM ve HUKUK...
  BÜYÜK TAARRUZA DOĞRU-(09)...
  BÜYÜK TAARRUZA DOĞRU -(08)...
 

Tasarım & Programlama SK WT © 2007 - İçerik © Copyright 2007Ulusal Ses Haber Portalı